top of page

Ahir Zaman Hadisleri

Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur : "Altı şeyle harekete geçmek için acele edin: Deccal, duman, yer canavarı ve yer canavarı. .” Güneş batıdan parladığında ve sıradan insanların ve herhangi birinizin seçkinlerinin meselesi . ” [ Sahih ] - [ Müslim rivayet etti ]

açıklama

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Salih amellerde yarışın ve bu alametlerden biriyle engellenmeden önce onları yapabilmenin avantajlarından yararlanın, böylece engelleyicinin işi kolaylaşacaktır." Kabul edilmediği için kaybolur veya faydası kaybolur ve bu altı alamet şunlardır: Deccal'in ortaya çıkması, dumanın çıkması, insanlarla konuşan yer canavarının ortaya çıkması ve güneşin doğması. battığı yerden ve kıyametin büyük alametlerinden doğuşu ki, eğer ortaya çıkarsa, daha önce imanına inanmadığı nefse ve halk meselesine, yani kıyamet meselesinden önce hiçbir fayda sağlamayacaktır. Halk ve önderlik sana yönelir ve bu seni salih amellerden uzaklaştırır ve bunun, insana farz olmayan şeylerle meşgul olmak anlamına geldiği söylenmiştir. Ve özellikle özel bir küçültme, bununla kastedilen engellerdir. hastalık, yaşlılık, unutulmuş yoksulluk, bunaltıcı zenginlik, çocuklar, evlatlar, endişeler, zorluklar, fitneler ve sıkıntılar gibi kendisini çalışmaktan alıkoyan ve kişinin gücünün yetmediği şeyler dışında kendisini çalışmaktan alıkoyan şeyler. iyilik yapar ve ona teslim olmaz.Bu manayı başka bir hadis-i şerifte şöyle detaylandırmıştır: "Beşten önce beşin kıymetini bilin: İhtiyarlık gelmeden gençliğiniz, hastalık gelmeden sıhhatiniz, meşguliyet gelmeden boş zamanınız, fakirlik gelmeden zenginliğiniz, fakirliğinizden önce zenginliğiniz. Ölmeden önceki hayatınız." Hakim 4/341'de rivayet edilmiştir.




+ - التشكيل

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: "بَادِرُوا بِالْأَعْمَالِ سِتًّا: الدَّجَّالَ وَالدُّخَانَ وَدَابَّةَ الْأَرْضِ وَطُلُوعَ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا وَأَمْرَ الْعَامَّةِ وَخُوَيْصَّةَ أَحَدِكُمْ". [صحيح] - [رواه مسلم]

الشرح

قال النبي صلى الله عليه وسلم: سابقوا بالأعمال الصالحة واغتنموا التمكن منها قبل أن يُحال بينكم وبينها بواحدة من هذه العلامات المذكورة، فيفوت العمل للمانع أو تُعدم منفعته لعدم القبول، وهذه العلامات الستة هي: خروج المسيح الدجال، وخروج الدخان، وظهور دابة الأرض التي تكلم الناس، وطلوع الشمس من مغربها، وطلوعها من علامات الساعة الكبرى التي إذا ظهرت لا ينفع نفسٌ إيمانها لم تكن آمنت من قبل، وأمر العامة أي: قبل أن يتوجه إليكم أمر العامة والرياسة فيشغلكم عن صالح الأعمال، وقيل يعني الاشتغال بهم فيما لا يجب على الإنسان، وخويصة تصغير خاصة، يعني به الموانع التي تخصّه مما يمنعه العملَ، كالمرض والكِبَر والفقر المنسي والغنى المطغي والعيال والأولاد والهموم والأنكاد والفتن والمحن إلى غير ذلك مما لا يتمكن الإنسان مع شيء منه من عمل صالح ولا يَسْلَم له، وهذا المعنى هو الذي فصّله في حديث آخر حيث قال: "اغتنم خمسًا قبل خمس: شبابك قبل هرمك، وصحّتك قبل سقمك، وفراغك قبل شغلك، وغناك قبل فقرك، وحياتك قبل موتك" رواه الحاكم 4/ 341.







Kıyâmetin Büyük Alâmetleri

عن أبي الدرداء –رضي الله عنه- عن النبي صلى الله عليه وسلم : «مَنْ حَفِظَ عَشْرَ آيَاتٍ مِنْ أَوَّلِ سُورَةِ الكَهْفِ، عُصِمَ مِنَ الدَّجَّالِ». وفي رواية: «مِنْ آخِرِ سُورَةِ الكَهْف». [صحيح] - [رواه مسلم] Ebu'd–Derdâ -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Kehf suresi'nin başından on ayet ezberlerse, Deccâl'den korunmuş olur.” [Sahih Hadis] - [Müslim rivayet etmiştir] Şerh “Kim Kehf suresi'nin başından yada sonundan on ayet ezberlerse, bu konu hakkında iki rivayet vardır. Allah Teâlâ o kimseyi Deccâl'in şerrinden ve fitnesinden korur. Allah Teâlâ'nın izniyle ne ona musallat olabilir ne de ona zarar verebilir. Hadis: Bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in huzurunda bulunduğumuz sırada, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yoldan gelmiş bir hali olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Hadis: «Ey Kullarım! Ben zulmü nefsime haram kıldım ve sizi aranızda da haram kıldım. Birbirinize zulmetmeyiniz. Ey kullarım! Hepiniz dalalettesiniz, ancak benim hidayet ettiğim müstesna. Benden hidayet isteyiniz, sizi hidayet edeyim.» Hadis: ‘’Allah Teâlâ, zalime vakit verir, bir kerede ansızın onu yakaladı mı, artık bırakmaz (onun için kurtuluş yoktur).’’ Hadis: 'Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara suresi okunan evden kaçar.'' Hadis: “ Her kim Bakara suresinin son iki ayetini geceleyin okursa ona yeter.” Hadis: «Hiçbir peygamberin ümmetine Deccâl hakkında söylemediği bir şeyi size haber vereyim mi? Onun bir gözü kördür. Yanında Cennet'e ve Cehennem'e benzeyen bir şey olacaktır. Onun Cennet dediği şey, Cennet değil Cehennem'dir.» Hadis: "Allah'tan başka ilah yoktur. Gerçekleşmesi yaklaşan bir 'şer'den dolayı vay Arap'ın haline! Bugün 'Ye'cuc ve Me'cuc'un Seddi'nden, şunun gibi bir delik açıldı." diyerek uykusundan uyandı. Ravi Süfyan, şehadet parmağıyla, başparmağını halkalayarak, Peygamber'in yaptığı gibi "o" işareti yapmıştır. Ben: Yâ Rasûlallah! Aramızda salihler varken, biz helak olurmuyuz? dedim. "Evet! Fısk ve fücur ve ma'siyet (kötülük) çoğaldığı zaman!" (helâk olursunuz) buyurdular. Ye’cûc ve Me’cûc dünyâyı fesâda veren insanlardır, bunların ortaya çıkışı kıyâmetin büyük alâmetlerindendir. Bununla ilgili deliller: “Nihâyet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;”1 Şimdilik bunun mâhiyeti bilinmiyor. Son zamanlarda bu konuda birçok kitaplar yazılmış ve yorumlar yapılmış ama hiçbiri tutarlı olmamıştır. Klasik kaynaklarda Ye’cûc ve Me’cûc kelimelerinin kökeni hakkında ileri sürülen bâzı görüşler: Ye’cûc ve Me’cûc kelimelerinin kökeni hakkında dilciler farklı görüşler ileri sürmüştür. Râgıb el-İsfahânî ile İbn Manzûr’a göre bu iki kelime Arapça’dır (el-Müfredât, “ecc” md.; Lisânü’l-ʿArab, “ecc” md.; Kāmus Tercümesi, I, 697-698). Zemahşerî, Fahreddin er-Râzî, Beyzâvî ve Ebü’l-Bekā el-Kefevî gibi âlimlere göre ise Arapça’ya başka dillerden geçmiştir (el-Keşşâf, II, 498; Mefâtîḥu’l-ġayb, XXI, 170; el-Külliyyât, s. 3). Birinci görüşü savunanlar söz konusu kelimelerin “ateş alevlenip durulmak; su tuzlu ve acı olmak; düşmana saldırmak, hızlı koşmak” anlamlarındaki “ecc”, “ak kor hâline gelmiş ateş, parlak nesne” mânâsına gelen “evc” yâhut “yayılmak, etrâfa dağılmak” anlamındaki “ycc” ve “mcc” köklerinden türediğini, ayrıca “hızlı hareket eden, etrâfa yayılan; ateş gibi yakıp yok eden kimse veya topluluk” mânâlarında mecâzen kullanıldığını belirtirler. Ye’cûc ve Me’cûc’ün Arapça’ya başka dillerden girdiğini kabûl edenler söz konusu dillerin İbrânîce, Âsurîce, Ârâmîce, Yunanca veya Türkçe olabileceğini ileri sürerler.2 Allah (cc) Ye’cûc ve Me’cûc’u gönderecek, onlar her taraftan akın edecekler, sayıları çok olacak. Öyle ki, Taberiye gölüne uğradıklarında onun suyunu içerek bitirecekler.3 Sahih hadisler de gösteriyor ki Îsâ (as) ile berâber olan mü’minler Ye’cûc ve Me’cûc’un yeryüzündeki fesatlıklarını birlikte yaşayacaklar, sonra Îsâ (as) ve onunla berâber olanlara Allah yardım gönderecek, üzerlerine göndereceği haşere ile onları helâk edecektir. Öyle ki yeryüzü onların cîfesi ile dolacak, insanlar bundan rahatsız oldukları için Allah tarafından gönderilen birtakım kuşların aracılığı ile onların cesetleri bilinmeyen bir yere taşınacaktır. Seddin Aşılması “Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye’cûc ve Me’cûc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için bir vergi verelim mi?”4 Zülkarneyn hakkında ulemâ arasında görüş birliği yoktur. Bâzı âlimler Zülkarneyn’in bir nebî olduğunu söylerken bir kısmı da velîdir demişler. Târihte iki İskender’den bahsedilir. Birincisi Kur’ân’da zikredilen İskender-i Zülkarneyn’dir. İkincisi Makedonyalı Filib’in oğlu İmparator İskender-i Rûmî’dir. Emperyalist, zâlim ve müşriktir. Yer Çökmesi Bu olay üç kere tekrâr edecek ve bir daha olmayacaktır. Birincisi Doğu’da, ikincisi Batı’da ve üçüncüsü de Arap Yarımadası’nda olacaktır, kıyâmetten önce bu çevrede nâdir olan şeylerdendir. Bu olayın gerçekleşmesi kıyâmetin çok yaklaştığının delîlidir. Bununla ilgili hadislerden daha önce bahsetmiştik. Duman “Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir dumana bürüneceği günü gözetle. Bu elem verici bir azaptır.”5 O büyük duman da kıyâmetin yakın habercisidir. Nebî (sav) buyurdular: “Şu altı olay ile karşılaşmamak için tedbir alın: 1-Deccal, 2-Duman, 3-Dabbetü’l-arz, 4-Güneşin batıdan doğması, 5-Bâzı bölgelerde yer çökmesi, 6-Mehdi.6 Güneşin Batı’dan Doğması Güneş Batı’dan doğduktan sonra tevbe kapısı kapanır (tövbenin faydası olmaz), bundan sonra îmân edenin îmânı da kabûl edilmez. “Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bâzı âyetleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da îmânında bir hayır kazanmamış kimseye artık îmânı bir fayda sağlamaz.”7 Nebî (sav): “Güneş batıdan doğmadıkça kıyâmet kopmayacaktır, güneşin batıdan doğduğunu gören insanların toplu olarak îmân ettiklerini göreceksiniz. Fakat bu, daha önce îmân etmeyen kimseye fayda vermeyecektir.”8 buyurmuşlar. Dâbbetü’l-Arz’ın Zuhûru Bu, insanlara öğüt vermek için Allah Teâlâ’nın yeryüzünde çıkaracağı bir hayvandır. Yaptıkları bozgunculukları, fısk ve isyanlarını onlara anlatacaktır. Ama o çıktıktan sonra da tövbe ve îmânın bir yararı olmayacaktır. “O söz başlarına geldiği (kıyâmet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dâbbe çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir îmân getirmemiş olduklarını söyler.”9 Peygamber (sav) de “Üç şey ortaya çıkınca daha önceden îmân etmemiş hiçbir kimsenin îmânı ve kazancı kendisine fayda vermeyecektir.” buyurdular ve bunun Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dâbbetü’l-arzın çıkmasından sonra olacağını haber verdiler. Yemen’de Bir Ateşin Zuhûru Kıyâmet yaklaştığında Yemen tarafından büyük bir ateş zuhûr edecektir. Burada halkın bir yere toplanacağı haber veriliyor. Burası da Şam bölgesidir. Nitekim hadîs-i şerifte geçti. Üç Defa Yer Çökmesi: Biri doğuda, biri batıda, diğeri de Arap Yarımadası’nda olacaktır. Hz. Îsâ’nın Semâdan İnmesi Hz. Îsâ (as), yeryüzüne inmesinden sonra bir süre daha yaşayacak, Şerîat-ı Ahmediyye ile amel edecektir. Sûr’un Üflenmesi “Sûra üfürüldüğü zaman var ya, işte o gün zorlu bir gündür. Kâfirler için (hiç de) kolay değildir.”10 İbn Abbas (ra) “en-Nâkur”u sûr olarak tefsîr etmiştir. Bir bedevî Peygamber’e (sav) gelerek “Sûr da nedir?” diye sormuş. “İçine üfürülen bir boynuzdur.”11 diye târif etmişler. ….Onlara ‘“Hasbünallâhu ve ni’mel vekîl” deyin.’12 buyurdu. Sûra Üflemekle Görevli Olan Melek Bâzı âlimler sûru İsrâfil (as)’ın üfleyeceğini söylemişlerse de, bir kısım âlimler sûru üfleyenin bir başka melek olduğunu, İbn Hacer (rh.a) ise her ikisini birleştirerek söylemişler. O, diğer meleklerin ilk sûru üfleyeceklerini, İsrâfil (as)’ın ise ölülerin dirilmesi için üfleyeceğini esas almıştır. Her iki durum da sûra üflenmesi konusundaki delilleri birleştirmektedir. Üfleme Sayısı “Birinci üflemenin (kâinâtı) sarstığı, onu ikinci üflemenin tâkîb edeceği gün olarak İbn Abbas “er-râcife”yi birinci üfleme, “er-Râdife”yi de ikinci üfleyiş olarak tefsîr etmiştir.”13 Bâzı âlimler bunun sâdece “iki üfleniş”ten ibâret olduğu görüşündedir. Birincisi bütün canlıların ölümüne sebep olan “sa’k” lafzı, diğeri ise bütün canlıların dirilişi için üflenen surdur, denilmektedir. Büyük çığlığa gelince; bu konuda söz sâhibi olan âlimlere göre bütün canlıların yok olmasına sebep olan bir üfleyiştir, zîrâ bu çığlığı duyan herkes ölecektir. Bu, Kurtubî’nin “Tezkire”sindeki görüşüdür. Bâzı âlimler sûrun üç defa üfleneceği görüşündedir. Delîl olarak şu âyeti gösterirler: “Sûr’a üfürüldüğü gün, -Allâh’ın diledikleri müstesnâ-, göklerde ve yerlerde bulunanlar hepsi dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O’na gelirler.”14Hâfız İbn Kesir (rh.a) tefsîrinde Sûr’a üfürülüş sırasında olan kıyâmetin dehşetini bu âyetin en iyi bir şekilde açıkladığını ifâde ediyor. Rivâyet ettiği bir hadis de sûrun bir boynuz şeklinde olduğunu açıklıyor. Sûrla ilgili rivâyet ettiği başka bir hadiste ‘Sûru’ Allâh’ın emri ile İsrâfil (a.s.)’ın üfleyeceğini ve ilk defa canlıların ruhlarını terk edeceğini ve dünyâ hayâtının sona ereceğini, böylece de kıyâmetin şerli insanların üzerine kopacağını rivâyet etmektedir. Ölüm Sûru Bu üfleme canlıların dirildikten sonra dünyâda Şam bölgesi denen mahşer yerine toplanmasından sonra olacaktır. Bu üflenişten sonra yerde ve gökte hiçbir canlı kalmayacaktır. “Sûr’a üflenince, Allâh’ın diledikleri müstesnâ olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa ölecektir. Sonra bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar.”15 İbn Kesir buna “ikinci üfleniş” diyor ki bütün canlıların ölümüdür. Bununla yerde ve göklerde ne kadar canlı varsa hepsi de ölecektir. Nitekim sûr ile ilgili meşhur hadîsin yorumunda, daha sonra da geride kalanların ruhları kabz olunacaktır, bunlardan en son ölecek olan “melekü’l-mevt” denen ölüm meleği Azrâil (a.s.)’dır. Ebedî ve ezelî olan Allah’tan başka kimse hayatta kalmayacaktır. O’nun en sonunda üç kere tekrarlayacağı söz şudur: “Bu gün mülk kimindir?” Kendi kendine “Yalnız ve tek kahredici olan Allâh’ındır.”16buyuracak. Dipnotlar 1 Enbiyâ, 96. 2 İslam Ans. “Ye’cûc – Me’cûc” md. 3 Müslim 4 Kehf, 94. 5 Duhan, 10. 6 Müslim; 7 En’âm, 159. 8 Müttefekun aleyh 9 Neml, 82. 10 Müddessir, 8-9-10 11 Tirmizî 12 Tirmizî’nin rivâyeti. 13 Nâziât, 6-7 14 Neml, 87. 15 Zümer, 68. 16 Mü’min, 16.





Hadis: «Kıyametin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şeyi say! 1.Benim ölümüm 2. Sonra Beytu'l-Makdis'in Fethi 3. Sonra çokça yaşanacak ölümler, zira bu koyun hastalığı gibi sizi yakalayacaktır. 4.Sonra mal çokluğu ki, siz bir kişiye yüz dinar verseniz bile (yine de bunu az ve küçük görerek) onun hoşnutsuzluğu ve husumeti sürüp gidecektir. 5. Sonra bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayacak, muhakkak her bir eve girecektir. 6. Sonra sizinle Asfaroğulları (denilen Rumlar) arasında bir barıştır.» Kıyamet Alametleri . عن عوف بن مالك رضي الله عنه ، قال: أتيتُ النبي صلى الله عليه وسلم في غزوة تبوك وهو في قُبَّة من أَدَم، فقال: «اعدُد ستًّا بين يدي الساعة: موتي، ثم فتح بيت المقدس، ثم مُوتانٌ يأخذ فيكم كقُعَاص الغنم، ثم استفاضة المال حتى يُعطى الرجل مائة دينار فيظل ساخطا، ثم فتنة لا يبقى بيتٌ من العرب إلا دخلته، ثم هُدْنة تكون بينكم وبين بني الأصفر، فيغدرون فيأتونكم تحت ثمانين غاية، تحت كل غاية اثنا عشر ألفا». [صحيح] - [رواه البخاري] Avf b. Mâlik -radıyalahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Ben Tebûk Gazası'nda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, deriden yapılmış bir çadır içinde iken O'nun huzuruna geldim. (Görüşürken bana) şöyle buyurdu: «Kıyametin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şeyi say! 1. Benim ölümüm. 2. Sonra Beytu'l-Makdis'in fethi 3. Sonra çokça yaşanacak ölümler, zira bu koyun hastalığı gibi sizi yakalayacaktır. 4. Sonra mal çokluğu ki, siz bir kişiye yüz dinar verseniz bile (yine de bunu az ve küçük görerek) hoşnutsuzluğu ve husumeti sürüp gidecektir. 5. Sonra bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayacak, muhakkak her bir eve girecektir. 6. Sonra sizinle Asfaroğulları (denilen Rumlar) arasında bir barış ki, düşmanlarınız o barışı müteâkib hıyanet edip ahdi bozarak üzerinize her bayrağın altında on iki bin kişi olmak üzere seksen bayrak altında (bir milyona yakın kuvvetle) size saldıracaklardır.» [Sahih Hadis] - [Buhârî rivayet etmiştir] Şerh Avf b. Mâlik -radıyalahu anh- Tebûk Gazası'nda tabaklanmış deriden yapılmış bir çadır içinde iken Peygamber'in huzuruna gelmiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Avf b. Mâlik'e: «Kıyametin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şeyi say!» demiştir. 1- Benim ölümüm, 2- Sonra Beytu'l-Makdis'in Fethi. Bu Ömer -radıyallahu anh-'ın hilafetinde vuku bulmuştur. 3. Sonra koyunlar arasında yayılarak koyunların ölmesine sebebiyet veren veba hastalığı gibi sizin aranızda da veba hastalığı yayılacak ve bir çok kimsenin çabucacak ölmesine sebebiyet verecektir. 4. Sonra mal çokluğu olacak, bir kişiye yüz dinar verildiğinde o, bu meblağı az bulup öfkelenecektir. Bu çokluk Osman -radıyallahu anh-'ın hilafetinde fetihler çoğaldığında olduğu söylenmiştir. 5. Sonra öyle büyük bir fitne çıkacak ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayacaktır. Bu fitne için Osman -radıyallahu anh-'ın şehit edilmesi ve onun akabinde çıkan fitneler olduğu söylenmiştir. 6. Sonra Müslümanlar ve Rumlar arasında barış anlaşması olacak ve Rumlar, bu anlaşmayı bozup müslümanlara saldıracaklardır. Müslümanlarla savaşmak için seksen bayrakla gelecekler ve her bayrağın altında on iki bin savaşçı olacaktır. Toplamda dokuz yüz altmış bin asker olacaktır. Hadis: «Kim Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh olmadığına, Allah’ın bir olduğuna ve O'nun bir ortağı olmadığına, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O'nun kulu ve rasûlu (elçisi) olduğuna, aynı şekilde İsâ -aleyhisselam-’ın da Allah’ın kulu ve elçisi olup Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendisinden bir ruh olduğuna, aynı şekilde Cennet ve Cehennem'in hak olduğuna şehâdet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah, onu Cennet'ine koyacaktır.» Hadis: Bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in huzurunda bulunduğumuz sırada, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yoldan gelmiş bir hali olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Hadis: «Ey Kullarım! Ben zulmü nefsime haram kıldım ve sizi aranızda da haram kıldım. Birbirinize zulmetmeyiniz. Ey kullarım! Hepiniz dalalettesiniz, ancak benim hidayet ettiğim müstesna. Benden hidayet isteyiniz, sizi hidayet edeyim.» Hadis: ‘’Allah Teâlâ, zalime vakit verir, bir kerede ansızın onu yakaladı mı, artık bırakmaz (onun için kurtuluş yoktur).’’ Hadis: «O halde sen, sevdiğin ile berabersin.» Hadis: «Hiçbir peygamberin ümmetine Deccâl hakkında söylemediği bir şeyi size haber vereyim mi? Onun bir gözü kördür. Yanında Cennet'e ve Cehennem'e benzeyen bir şey olacaktır. Onun Cennet dediği şey, Cennet değil Cehennem'dir.» Hadis: "Allah'tan başka ilah yoktur. Gerçekleşmesi yaklaşan bir 'şer'den dolayı vay Arap'ın haline! Bugün 'Ye'cuc ve Me'cuc'un Seddi'nden, şunun gibi bir delik açıldı." diyerek uykusundan uyandı. Ravi Süfyan, şehadet parmağıyla, başparmağını halkalayarak, Peygamber'in yaptığı gibi "o" işareti yapmıştır. Ben: Yâ Rasûlallah! Aramızda salihler varken, biz helak olurmuyuz? dedim. "Evet! Fısk ve fücur ve ma'siyet (kötülük) çoğaldığı zaman!" (helâk olursunuz) buyurdular.




Hadis: Buhari sahih «Kıyametin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şeyi say! 1.Benim ölümüm 2. Sonra Beytu'l-Makdis'in Fethi 3. Sonra çokça yaşanacak ölümler, zira bu koyun hastalığı gibi sizi yakalayacaktır. 4.Sonra mal çokluğu ki, siz bir kişiye yüz dinar verseniz bile (yine de bunu az ve küçük görerek) onun hoşnutsuzluğu ve husumeti sürüp gidecektir. 5. Sonra bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayacak, muhakkak her bir eve girecektir. 6. Sonra sizinle Asfaroğulları (denilen Rumlar) arasında bir barıştır.» عن عوف بن مالك رضي الله عنه ، قال: أتيتُ النبي صلى الله عليه وسلم في غزوة تبوك وهو في قُبَّة من أَدَم، فقال: «اعدُد ستًّا بين يدي الساعة: موتي، ثم فتح بيت المقدس، ثم مُوتانٌ يأخذ فيكم كقُعَاص الغنم، ثم استفاضة المال حتى يُعطى الرجل مائة دينار فيظل ساخطا، ثم فتنة لا يبقى بيتٌ من العرب إلا دخلته، ثم هُدْنة تكون بينكم وبين بني الأصفر، فيغدرون فيأتونكم تحت ثمانين غاية، تحت كل غاية اثنا عشر ألفا». [صحيح] - [رواه البخاري]









علامات بين يدي الساعة

وَقَالَ الإِمام أَحْمَدُ: حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ نظير، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ الْأَشْجَعِيِّ قَالَ: أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ فَقَالَ: "عَوْف?" فَقُلْتُ: نَعَمْ فَقَالَ: "أدخُلْ" قال: قلْتُ: كلَي أوْ١ بَعْضِي? فقال: "كُلُّكَ"، فقال: "اعْدُدْ يَا عَوْفُ سِتّاً بَيْنَ يَدَي السّاعَةِ أَوَّلهُنَّ مَوْتي" قَالَ: فاسْتَبْكَيْتً حَتَّى جَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُسْكِتُني قَالَ: "قل واحدة" قلت: واحدةً، "والثانيةُ: فتحُ بيتِ الْمَقْدِس" قال: "قل اثْنَتَيْن" قلت: اثْنَتَيْن، "والثالثَة مُوتَان يَكُونُ فِي أُمَّتِي يَأْخُذُهُمْ مِثْلَ قصَاص الغنم قل ثلاثاً، والرابعة فتنة تكون في أمّتي أعْظَمُها قُلْ أَرْبَعًا، وَالْخَامِسَةُ يَفيضُ الْمَالُ فِيكم حَتَّى إنَّ الرجل ليُعْطَى مائَةَ دينَارٍ فَيَسْخَطها قُلْ خَمْسًا، وَالسَّادِسَةُ هُدْنةٌ تَكُونُ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ بَنِي الْأَصْفَرِ ٢ فَيَسِيرُونَ إِلَيْكُمْ عَلَى ثَمَانِينَ غَايَةً". قُلْتُ: وَمَا الغايةُ؟ قَالَ: "الرايةُ تَحْتَ كُلِّ غايةٍ اثَنَا عَشَرَ أَلْفًا وفُسْطَاط٣ الْمُسْلِمِينَ يَوْمَئِذٍ فِي أَرْضٍ يُقَالُ لَهَا الغُوطَة فِي مَدِينَةٍ يُقَالُ لَهَا دِمَشقُ". تفرَّد بِهِ أَحْمَدُ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ، وَقَالَ أَبُو دَاوُدَ: حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حمزة، حدثنا أبو جَابِرٍ، حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَرْطَاةَ، سَمِعْتُ جُبَيْرَ بن نفير، عن أبي الدرداء أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: "إِنَّ فُسْطاطَ الْمُسْلِمِينَ يَوْمَ المَلْحَمة بِالْغُوطَةِ إِلَى جَانِبِ مَدِينَةٍ يُقَالُ لها دِمَشْق من خَير مَدًائِن الشام". ١لعل عوفا رضي الله عنه سأل هذا السؤال لضيق المكان الذي كان فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. ٢ بنو الأصفر: الروم. ٣ الفسطاط السرادق ويطلق على المدينة ويجمع على فساطيط.



+ - formasyon

[saatin akrep ve yelkovanı arasındaki işaretler]

İmam Ahmed şöyle dedi: Ebu el-Muğire bize anlattı, Safvan bize anlattı, Abd al-Rahman bin Cübeyr bin Nazir bize babasından, Av. İbn Malik el-Eşcai'den rivayet etti: Ben geldim Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun, Peygamber Efendimiz'e selam verdi ve şöyle dedi:

"Af?" Ben: Evet dedim, o da: "Girin" dedi: "Hepsi mi, yoksa bir kısmı mı?" dedim. Şöyle buyurdu: "Hepiniz . " Sonra şöyle buyurdu: "Ey Avf, kıyametten önce altı tane sayın ki, bunlardan ilki benim ölümümdür." Dedi ki: Resûlullah'a (s.a.v.) kadar ağladım. Ona huzur verdi: "Bir söyle." Ben: "Bir " dedim. İkincisi: "Fethu'l-Makdis." O: "İki söyle." dedi. Ben de "İki" dedim.Üçüncüsü, ümmetim içinde, koyun kırkımı gibi onları yakalayacak iki ölüm, mesela üç ve dördüncüsü, ümmetim içinde olacak bir fitne olacaktır; bunlardan en büyüğü, mesela dördü ve beşincisi, ümmetim için bir fitne olacaktır. Adam benim olduğu ölçüde aranızda para taşması olsun, ona yüz dinar verilir, o da buna kızar, diyelim beş, altıncısı da sizinle Benî Esfar'ın arasında bir mütarekedir. Üzerinize yürüyecekler ve sonra büyük bir inleme yapacaklar . Dedim ki: Amaç ne? Şöyle dedi: “Her hedefin altındaki sancak on iki bindir ve o günkü Müslümanların kampı, kan denilen şehirde el-Guta denilen yerdedir.” kesi .

Bu satırdan sadece Ahmed tarafından rivayet edilmiştir ve Ebu Davud şöyle demiştir: Bize Hişam bin Ammar anlattı, Yahya bin Hamza anlattı, Ebu Cabir bize anlattı, bana Zeyd bin Arta dedi, Cübeyr bin Nafir'i Abi'den duydum. Derda, Allah'ın Elçisi, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, şöyle buyurmuştur:

"Müslümanların savaş günü kampı Guta'da, Şam'ın en iyi şehirlerinden biri olan Şam şehrinin yanında olacak . "


1 Belki Avfa -Allah ondan razı olsun- bu soruyu, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bulunduğu yerin darlığından dolayı sormuştur. 2 Banu el-Asfar: Romalılar. 3 El-Fustat el-Serdak, Medine olarak anılır ve Fassat'ta toplanır.




94 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Üç tarafımız deniz ama balık yiyemiyoruz..

Norveç'te sadece 6 bin 400 balıkçı teknesi var, 150 ülkeye balık ihracatı yapıyor. Türkiye'de 16 bin 450 balıkçı teknesi var, 100 ülkeden balık ithal ediyor! Barbun Senegal'den geliyor. Kalamar Hindis

Türkütopya Global Altyapıları

Kaotik afetler ve felaketler meydana geldiğinde milletimizin birliğini, beraberliğini ve dayanışmasını sağlamak üzere Türk Töresi, Örf ve Ananesi dahilinde hareket edecek olan yapılardır. Cesur ve akı

Türk Hazırlıkçılar Topluluğu (THT)

BAT tarafından yapılan yayın ve oba çalışmalarından haricen Türk Hazırlıkçılarını bir topluluk altında birleştiren yapıdır. Buradaki amaç; BAT'a ait özel çalışmaların herkese açık hale gelmesi ve sohb

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page