top of page

Alın teri harcanmayan her şey haramdır

Günümüzde harama helal demek ki fetva uyduranlar bile var maalesef. Alın teri dökmediğiniz ve bizzat çalışarak kazanmadığınız kazanç haramdır.


Temel olarak şunlar büyük haramdır ve tarih boyunca yaşamış bütün insanların helalliğini almadan hesapları bitmez:


- Hortumculuk

- Rüşvetçilik

- Hava Parası - Vakıf Malını Keyfi Kullanma - Başkasına Ait Malı ve Parayı Keyfi Kullanma


Adı ne olursa olsun ve kavramların içi nasıl değiştirilirse değiştirilsin, şunlar da haramdır ve Allah bunları yapanları affetmez:


- Kumar (Devlet eliyle oynatılıyor olsa dahi)

- Tefecilik (Adına ne derseniz deyin)

- Faizcilik (Katılım Bankacılığı, Bankacılık İşleri, Factoring, Leasing, Döviz Manipülasyonu, Karaborsacılık, Haksız Yere Fiyat Yükseltme, Maliyet Muhasebesi Yapmadan Ürün ve Hizmet Satma, vs.)

- Kağıt Ekonomisi (Borsa, Tahvil, Bono, vs.)


Allah'ın haram kıldığı şeylere helal diyenler dinden çıkmıştır. Yahudiler "faiz de ticaret gibidir" demişlerdir. Böyle konuşanların kim olduğu bellidir.


İyi ki Müslüman ülkede yaşıyoruz ve böyle şeyler de yok.. .. ..


Aşağıya borsa ile ilgili bir yazı aldım. Birinci maddede "şirkete ortak olarak üretim yapılmasına katkı sağlamak" gibi konudan bahsedilmiş. İyi güzel de, adam parayı koyuyor ve borsada bir günde devasa kazanıyor veya parasını batırıyor. Üstelik o kişi ortağı olduğu şirkette bilfiil çalışmıyor. Yani hiçbir emek harcamıyor ve sorumluluk altına da girmiyor. Dolayısıyla dinen de bu caiz değildir. Yazının tamamını okursanız ve dünya ülkelerinin borsalarında kimlerin olduğunu irade ederseniz zaten kendi milletimize ve dinimize zarar verebilecek türlü yapıların da olduğunu anlarsınız. O zaman borsa yoluyla siz kötü uğraşlar peşinde olanlara destek vermiş te oluyorsunuz. İslam'de "şüpheli olan da haramdır" fıkhi gerçeği üzerinden gidersek borsanın insanlığa hiçbir şey sağlamadığı ve zarar verdiği gerçeğini görürsünüz.






İktisadi ilişkilerin yoğunlaşıp sermaye piyasasının önem kazandığı günümüzde hisse senetleri, sermaye piyasasının en önemli aracı haline gelmiş ve bir ortaklık belgesi olarak değil de bağımsız bir mal olarak alınıp satılmaya başlanmıştır.


Bu manada günümüzde borsanın temelini oluşturan hisse senedi alım-satımına iki farklı yönden bakmak gerekiyor:


1. İmal edilmesi, ticarî hizmeti caiz olan bir konu ile meşgul bulunan bir şirketin hisse senedini alarak ona ortak olmak. Şüphesiz bu tasarruf caizdir. Alan, şirketin malvarlığına hissesi nispetinde ortak olur, kâr ve zararına katılır, dilediği zaman da hissesini başkasına satabilir. (Piyasada bu tip holdinglerin sayısı da oldukça fazladır.)


2. Ait olduğu iktisadî değerden bağımsız değer kazanıp kaybeden bir hisse senedini eldeki parayı değerlendirmek, değerini korumak, iniş çıkışları gözeterek para kazanmak maksadıyla alıp satmak ki, borsadaki alışverişler daha çok bu ikinci maksada yöneliktir. Bu manada borsaya yatırım yapmak tam olarak değilse de biraz kumara, piyangoya benziyor. Gerçek değerin üstünde ve dışında kâğıtların pahalanıp ucuzlamasına sebep oluyor. Ekonomiye ve üretime önemli bir katkısı olmaksızın paralar kazanılıyor ve kaybediliyor. İşte bu bakımdan borsada soruda geçen ifadesiyle "oynamayı" her yönüyle makbul bir ticaret olarak değerlendirmek çok zor. (Hayrettin Karaman, Günlük Hayatımızda Helaller ve Haramlar, s. 265, İst. 1999)


"İslam Konferansı Teşkilatı"na bağlı "İslam Fıkıh Akademisi"nin girişimiyle 1988 yılında Rabat’ta toplanan Borsa Semineri’nin sonuç bildirisinde ve adı geçen akademinin 1992 yılında Cidde’de yapılan VII. Dönem Toplantı’sında hisse senetlerinin kâr ve zarara iştirak etmesi sebebiyle, kural olarak helal olduğu, fakat şer’i hükmünün bunu çıkaran şirketin ticari işlem ve amaçlarının meşru oluşuyla yakından ilgili bulunduğu belirtilmiştir.


Şirketin faiz, içki imali ve ticareti, karaborsacılık, hile, yalan ve aldatma gibi dinen haram vasıtalarla kazanç sağlaması hâlinde, hisse senetlerini alıp satmanın ve bundan gelir elde etmenin haram ve günaha iştirak etmek olduğundan caiz olmayacağı bildirilmiştir.


Burada şunu da ifade edelim ki, faaliyet alanı haram işlemler yapma, dinen yasak hizmet ve mal üretiminde bulunma olmamakla beraber, bazı haram işlemlere taraf olması sebebiyle şirketin karına haram kazanç karışmış olması hallerinde ise, pay sahiplerinin bu miktarı yaklaşık olarak hesaplayıp kendisinin hayır ve hasenat niyeti ile olmaksızın ve toplum hakkı olduğu inancı ile hayır yolunda harcaması tavsiye edilmiştir.


Evet, çağımızın getirdiği fıkhî problemlerden olan borsa ve hisse senetleri hakkında bir kısım çağdaş din âlimleri caiz değil derken, çoğunluk ise caiz olduğu yönünde görüş birliği yapmışlardır. Ancak hisse senedi alınacak olan şirketin -yukarıda da ifade ettiğimiz gibi- İslam’ın haram kıldığı içki veya domuz eti gibi mamullerin imalatını veya satımını yapmaması gerekiyor.


İMKB'de hisse senedi alıp satmanın İslami kurallara uygun olup olmadığına, şu konulara uygun olup olmadığına bakarak kararı vereceğiz:


1. Doğrudan faiz muamelesi yapan şirketlerin hisse senetlerini almak ittifakla haramdır. Bankalar, bankerlik ve tefecilik kuruluşları gibi.


2. Şer'an mütekavvim olmayan, yani alınıp satılması helal sayılmayan şeylerin üretim ve alım-satımıyla uğraşan şirketlerin hisse senedini almak da aynıdır; şarap, bira vb. şeyler üreten kuruluşlar gibi...


3. Mütekavvim, yani alınıp satılması helal olan mal üretmekle beraber, bizzat ortak olunan o malı faizli muamelerlerle satan ve faiz sebebiyle elde ettiği kârı diğerine karışan ve toplam kârının yarısı ve daha fazlası olan şirketlere hisse senediyle ortak olmak da haramdır.


4. Ortak olunan şey helal bir üretim olmakla beraber, şirketi elinde bulunduran Müslümanlar başka haram işlerle de uğraşıyorlarsa, onlardan hisse senedi almak suretiyle onları desteklemek "günahda yardımlaşma" anlamı taşır. Halbuki bu Kuran-ı Kerim'de yasaklanmıştır,


5. Yahudi ve Hristiyanların hakim olduğu şirketlerden hisse senedi almak, başka hiçbir mahzur yoksa en azından mekruhtur. Fıkıh kitaplarımıza bakıldığında; komünist, mason ve ateistlerin hakimiyetinde bulunan şirketlerden hisse senedi almak caiz değildir, gibi bir sonuç çıkarılabilir.


6. Satın alınan hissenin fabrikanın tümüne nisbeti, yani kaçta kaçından ibaret olduğunu bilmek lazımdır. Yani alınan miktar belirsiz olmamalıdır.


7. Mal olması gerekir. Sermayesi olmayan vücuh-kredi şirketi gibi, bir müesesenin hisselerini satın almak caiz değildir.


8. Aslında helâl olan fakat İslâm'a uygun olarak çalıştırılmayan bir fabrikanın hisse senetlerine sahip olan birisinden alacağını alabilmek için, bu kişinin hisse senetlerini almak caizdir. Şu var ki, bu hisseleri bir an evvel elden çıkarıp satmak gerekir. Ve bu arada hissesine bir kâr düşerse, onu amme maslahatına veya fakirlere vermesi gerekir.


9. İdaresine Müslümanların hakim olduğu, haramla iştigal etmeyen, daha şeffaf olup satıma konu olan şirket varlığını dolayısı ile satılan senede düşen hisseyi açıkça bildiren, senetleri isme muharrer olup, ortaklıktan vazgeçmek isteyenlere bu imkânı sağlayan şirketlerin hisse senetlerini almak ittifakla caizdir.


Ve bu Müslüman iş adamları, İslâmî teşebbüsler ve helal sermaye için son derece önemli bir konudur. Çünkü, işaret ettiğimiz gibi, hisse senetleri, İslâm'a göre en büyük haramlardan olan faizin şu andaki en önemli alternatifi, işletme ve yatırım sermayesi temini için en kestirme yoldur. Müslümanlar bunu haram unsurlardan uzaklaştırarak uygulayabilseler, helal temellere oturmuş, millete hizmeti ibadet bilen çok büyük işletmelerin doğmasına ve faizin belinin kırılmasına sebep olabilirler.


İlave bilgi için bk.


- Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, I/382-383. ​- Dr. Faruk Beşer, Fetvalar, İzmir, 1991, s. 78-79.



Borsadaki kazanca helal diyenler; yaptıkları işin garantisi olmadığını bu nedenle ticaret yaptıklarını söylerler zarar etme ve kar etme olabileceği için. Ancak bu kazanca haram diyenlerin gerekçeleri ise ticarette kiminle ticaret yaptığınızı bilirsiniz ancak borsada aldığınız veya sattığınız hisse senedi vb. nesneyi kime sattığınızı veya kimden aldığınızı bilmediğinizi ve ticaretin şeffaflık ilkesine aykırı olduğu gerekçesi ile kazancın helal olmadığını savunur ya da kabul ederler.



HARAM OLAN KAZANÇ YOLLARI

İnsana gelen kazanç iki yoldan gelir; ya helâldir, ya da da haram.

  • İslam’da gücü olanın çalışmaması ihtiyacını meşru olmayan yollardan temin etmesi haramdır.

  • İnsanın ihtiyaç sahibi değilse, dilenmesi haramdır. Kur’an’da: “İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur” (Necm: 39) buyrulurken Hz. Peygamber de: “Zengin ve kuvvetliye sadaka helâl değildir.”

  • Dilenci yüzünde et ve deri olmadığı halde kıyamet gününde diriltilir” demiştir.

  • İslam’da çalışma meşru olmalıdır. Yani yapılan iş faydalı meslek olmalıdır. Dansözlük, şarkıcılık, fuhuş gibi yollarla elde edilen kazanç meşru değildir. Çünkü meşru iş yapılmamıştır.

  • Şarap fabrikaları için üzüm yetiştirerek, tütün ekerek elde edilen para, uyuşturucu elde etmek için Hint keneviri ve afyon yetiştirerek elde edilen para helâl değildir. Fıkıhta bir kural vardır: “Harama götüren de haramdır.

  • Kumar, piyango ve diğer şans oyunları ile elde edilen para helâl değildir. İnsana ait şeylerin satışı helâl değildir.

  • Haram kılınmış şeylerin alım satımından ele geçen para,

  • Fahiş fiat, karaborsacılıkla kazanılan para,

  • Buluntu, soygun ve gasp yolu ile elde edilen para bir de hırsızlık malı ve yasak olan bir şeyi bile bile satmak,

  • Faiz, faizli alışveriş yolu ile ele geçen para,

  • Rüşvetle kazanılan ve alın teri emek sarf etmeden elde edilen şey,

  • Fuhuş yolu ile, müstehcenlikle ele geçen para,

  • Başkalarını eğlendirme gayesi ile iş yaparak ele geçen kazanç,

  • İnsana zarar veren uyuşturucu, sarhoş edici maddelerin imalatı ve satışı ile elde edilen kazanç,

  • Kumar aletlerinin yapımı, satışı, müstehcen elbise imalatı ve satışı ile ele geçen, helâl değildir.

  • Yalanla hile ile kazanılan helâl ve meşru değildi.

  • Bir hadiste: “Köpek ücreti, fuhuş parası, fal ücreti ve şarkıcı kadının parasını yasaklamıştır. (İ. Canan Hadis Ans: 14/331) İslam’ın yasakladığı bir iş, müslümanın uğraştığı bir iş olamaz, kazanç kapısı da olamaz. Rızık, helâl ve temiz yollardan temin edilecektir. Müslüman, kimseye zarar vermeyecektir. Faydalı iş yapacaktır.

İslam Peygamberi şöyle der:

  • “Aldatan bizden değildir”

  • “Doğru tüccar şehitlerle beraber olacaktır.”

  • “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.”

  • “Kazancı en kötüsü, haram yollardan elde edilendir.”


HELÂL KAZANÇ İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

  • Allah yanında alın teri ve emek karşılığı kazanılan, doğru dürüst yapılan iş makbuldür.

  • İslam’da dürüst çalışana ibadet sevabı verilir. Dürüst kazanana da kazandığı kadar sadaka dağıtmış sevabı verilir.

  • İslam’da meşru iş yapılmalıdır. Zararlı ve yasaklamış iş yapmak haramdır. Haramdan faydalanmak da haramdır.

  • İyi niyetli olunmalı, helâl kazanç peşinde olunmalıdır. İşe hile karıştırılmamalıdır. Niyet hayırsa, sonuç da hayır olur.

  • İnsan, harama düşerim korkusu taşımalıdır. Şüpheli şeylerden kaçınanı Allah haramdan korur.

  • Allah Kur’an’da: “İş konusunda istişare et” buyuruyor. (Al-i İmran: 159) Buna göre müslüman danışarak iş yaparsa, hataya düşmez, pişman olmaz.

  • Müslüman sözünde durmalı, borcunu zamanında ödemeli ki, hak hukuktan kurtulsun.

  • Yalan söylememelidir ki, malının hayrını görsün.

  • Haramdan Allah’a sığınmalı, helâl talep etmelidir ki, helâl kazansın.

  • Müslüman olduğu bilinci ile iş yapılmalı, her şeyin hesabının mutlaka verileceğine inanılmalıdır ki, doğru olsun.

  • Besmelesiz, ibadetsiz, tesettürsüz çalışılmaz. Çalışılırsa kazanç meşru olmaz.

  • Bir de mükellef için Cuma saati çalışılmaz. Çalışılırsa kazanç helâl olmaz.



Bakılan Kaynaklar:








172 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page