top of page

Bizleri neler bekliyor?

Bizleri kısa vadede neler bekliyor?


1. İngilizlerin Anadolu'yu işgali: 100 yıl önce "şimdi gidiyoruz ama 100 yıl sonra yeniden geleceğiz" demişlerdi. Savaşmadan Türkleri ortadan kaldırmanın yöntemini geliştirdiler. Önce bir yaşam tarzını dayattılar, sonra insanları metaya ve dünyaya bağımlı hale getirdiler, korkutmak için yöntemler geliştirdiler, bugün de sürü psikolojisiyle insanlarımızı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. 5G ülke çapında yaygınlaştıkça, Chemtrails devam ettikçe, sıvılamalar devam ettikçe, kötü gıdalara insanlar zorlandıkça ölümler artacak.


2. Rum-Müslüman savaşları: Rumların (Yunanlılar) Müslümanlarla (Türkler) yapacağı savaşlardan da hadislerde bahsedilir. Bazı İslam alimleri İstanbul'un 6 ay kadar Yunan elinde kalacağını da söylemişlerdir.


3. Güneşin batıdan doğması: Nibiru'nun gelişiyle birlikte Güneş batıdan doğacaktır. Schumann Rezonansı, Manyetosferin yapısal bütünlüğü, plazma deşarjları, devasa Güneş patlamaları ve daha pekçok şey Nibiru'nun Dünya'ya yaklaştığını göstermektedir. Nibiru'nun gelişiyle birlikte Dünya'da nüfus ciddi oranda azalacaktır.


4. Kıtlık: Hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında ahir zamanda büyük ve uzun süreli kıtlık zamanları olacağı belirtilmiştir. Bu kıtlıklar süresince pekçok insanın telef olacağı da bilinmektedir.


5. Salgın hastalıklar: Ahir zamanda devasa salgın hastalıklar meydana geleceği ve insan kıyımlarına sebep olacağı İslami kaynaklarda geçmektedir.


6. Melheme-i Kübra yani 3. Dünya Savaşı: Bu savaş gelmiş geçmiş en büyük savaş olacaktır. Hatay'dan Mısır'a kadar milyarlarca insan telef olacaktır.


7. Hazine duyumları: Bazı yerlerde altından dağlar çıktığı haberleri yayılacak, mala yönelmiş kişiler bahsi geçen yerlere gidecekler ama her 10 kişiden sadece 1 kişi geri dönebilecektir. Diğerleri meydana gelecek savaşlarda yok olacaklardır.


8. Dabbet'ül Arz: Bir tür hayvan olduğu ve bütün dünyayı dolaşacağı ifade edilir. Bazıları bunun bir tür hastalık etkeni olduğunu söyler.


9. Süfyan'ın çıkması: Müslüman dünyasının fesata boğacak ve birçok Müslümanı yoldan çıkartacak bir Münafıktır. Günümüzde Süfyan adayı olabilecek belirli kişiler vardır.


10. Deccal: Gelmiş geçmiş en büyük fitne ve fesat yayıcıdır ve insanları bir tür sihirle etkiler. Muhtemelen bir tür esrar kullanarak halüsinasyonlar görülmesine sebep olacak ve bu halüsinatif durumlardan istifade ederek te birçok insanın imanını elinden alacaktır.


Bunlar gibi daha bir sürü şey vardır. Eğer ki şehirlerde kalırsanız bütün bunlardan en üst seviyede etkilenmeniz yüksek ihtimalledir. Ahir zamanın olaylarından ve karakterlerinden korunmak ve hele ki onlarla mücadele etmek çok çok zordur. "Biz nasıl olsa bütün bunların hakkından geliriz" diyenlerin hepsi belki de birkaç yıl sonrasını göremeyecekler. Hatta birçoğu insan sıfatıyla ve fıtratıyla bile ölmeyecekler. Genleriyle oynanacak ve dahi insanlıktan çıkacaklar. Kimyasallar, biyolojik saldırılar, elektromanyetik saldırılar, vs. insanların doğasını bozmak üzere kullanılıyor. Öyle ya da böyle artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Sıradışı ve olağanüstü olaylarla ve kişilerle yüzleşme zamanındayız.



Zamanın geldiğini nasıl anlayacaksınız?


Ahir zaman 2000 yılında başladı. Ufak alametlerden bazıları çıktı. Şimdi büyük olanları bekliyoruz. İnsan eliyle gelen sıkıntılara bakın, gökyüzünden gelen felaket habercisine bakın, dünyanın her yerinde artan afetlere bakın.. Sıradışı bir zamanda yaşadığımızı göreceksiniz. Şu anda bir sürü tehdit var ve biz tedbirler üzerine gayret göstermezsek yarın zelil olup gideceğiz. Bilinçsizlik ve ahmaklık yüzünden azılı kafirlere ve münafıklara teslim olunduğu için birçokları ebedi cehennemde olacaklar.


Fiziksel, ruhsal, akla bağlı, psikolojik, ekonomik, siyasal, beslenme, güvenlik gibi konularda her şey daha tehlikeli ve işin içinden çıkılmaz hale geldiğini anladığınız zaman sizin de harekete geçmeniz için beğlendiğiniz zaman gelmiştir. Zaten artık şehirlerde ve kalabalıklarda hiçbir açından durulamaz hale gelinecektir. Her ülkede, her şehirde, her iş kolunda, her yaşam tarzında tehditler ve tehlikeler aynı seviyede olmayacaktır. O yüzden de "herkes şu günde şu saatte şurada olsun" gibi bir çağrıda bulunmak çok zordur. Ben de kamp hazırlıklarımı yapıyorum ve kendimce en sıkıntılı dönemde arkadaşlarımla birlikte kırsala geçeceğim. ​


1. Belaların, afetlerin ve felaketlerin ilk aşaması: Günlük yaşamı zora sokmaya başlayan ve türlü yaşam yolumuzu tıkayan olayların gelişmesi. Hazırlıklara başlamanız ve gelişmeleri dikkatle izlemeniz gereken zamandır. ​


2. Yaşamı tehdit eden ikinci aşama: Yaşama hakkımızı, beslenmemizi, güvenliğimizi, aklımızı elimizden almaya yönelik olayların gelişmesini ifade eder. Hazırlıklarınızı tamamlayıp şehirlerden ve tehdit eden risklerden uzaklaşmanız gerekir.​


3. Yaşama direkt saldırı aşaması: Artık hayatta kalmak için en radikal kararları alıp derhal uygulama gerktiren olayların gelişmesi. Ya uyumsuz ve sıradışı bir insan olursunuz ya da ölüp gidersiniz.​


Kişiden kişiye ve bulunulan konuma göre insanların riskleri ve sıkıntıları değişkendir. O yüzden herkesi aynı anda belirli bir yere toplamak mümkün olmaz. Zamanın geldiğine siz karar vermelisiniz. Bir yörede başlayan büyük bir sıkıntının diğer bölgelere de ulaşması için fazla zaman geçmesi beklenmez. O yüzden insanların bir araya gelmeleri en fazla 1 ay içerisinde gerçekleşecektir. Tabi ki her sorunun yanıtını da biz kesin olarak veremeyiz. Dünyadaki gelişmeleri takip edeceğiz ve kararımızı kendimiz alacağız.



Alarm Seviyeleri​


Farklı şehirlerden ve farklı yerleşim alanlarından insanlar belirli yerlerde toplanacakları için herkese aynı anda "hadi" diyemeyiz. Kendini hazır hisseden yola çıkacaktır ve elbette ki ilk önce alanlarımıza varacak kişiler olacaktır. ​


"Ne zaman harekete geçelim" sorusuna bir nebze olsun yanıt vermek isterim:​


1. Sarı Alarm: Haberlerde ve bilgi kaynaklarında bizim bahsettiğimiz afetler ve felaketler ile ilgili gelişmelerin sınırları zorlamaya başladığı ilk zamanlardır. Bu alarm durumunda seyahat çantanızı kontrol edin, önemli evraklarınızı çantanıza koyun (diploma, tapu, kimlik, vs.), yanınıza biraz para ve altın alın. Her şeyden önce de yayınlarımı bir cep telefonu bellek kartına veya micro usb girişi olan harici belleğe kaydedin. Cep telefonunuzu kullanabildiğiniz zamanlarda açıp onlara bakarsınız. Bilgisayar çıktısı aldığınız e-kitabı ve haritaları çantanıza yerleştirin. Bütün hazırlıklarınız tamamlanmış olmalıdır. Yanınızda solar şarj cihazı da mutlaka olmalıdır. Cep telefonlarınızı onunla şarj edeceksiniz.​


2 Kırmızı Alarm: Sıkıntıların ayyuka varmaya başladığı zamanlardır. Bu alarm durumunda "acaba diğer oba sakinleri ne yaptı" diye düşünmek yerine seyahat çantanızı kapıp kendinizi yollara vuracaksınız. Başkasının ne yapıp ne yapmadığını öğrenmeye çalışmayacaksınız. Cep telefonlarınızı kapatın, pilini sökün ve SIM kartını çıkartın. Varacağınız yere kadar yılmadan devam edin. Zaman zaman dinlenin ve çevrenizi korumaya alın. Vardığınız yerde hemen kazı işlerine başlayın ve kendinize toprak içinde de bir alan oluşturun. ​


3. Mor Alarm: İyice karmaşık ve kaotik bir durum meydana çıkmıştır. Daha önceden harekete geçmediyseniz en yakındaki güvenli alana kendinizi atın. Afetin ya da felaketin büyük kısmı geçip gittikten sonra durum değerlendirmesi yaparsınız. Bu alarm durumu en son aşamadır ve bu hali de görmez ve ciddiye almazsanız geçmiş olsun.



Neden insanlar umursamaz?


Kötü eğitim sistemi, küreselci medya, vasat ve kısırdöngü yaşam modeli yeni nesillerin çürük ama özgüveni aşırı derecede yüksek olmalarını sağladı. Yani kocaman bir balon haline getirildiler. En ufak bir darbede patlıyorlar. Yeni nesiller kendilerini tanımıyorlar, değerlerini bilmiyorlar, genel kültür namına doğru düzgün kavramları anlamıyorlar, zeka seviyeleri giderek düşüyor, aklını çalıştırmak deseniz hiç yok, 3-5 kitap ezberleyip diploma alıyorlar, dünyayı tanımıyorlar, ülküleri yok, yaşadıkları çağı algılayamıyorlar ve düşmanlarını tanımıyorlar. Üstelik sadece nefslerinin emirlerini yerine getirmenin derdindeler. Dolayısıyla ahlak, bilinç, iman, onur, ülkü, doğruluk, değerler gibi kişiliğimizi ve karakterimizi oluşturan yapıtaşları onlarda yok. Beyin, psikoloji, zeka, vicdan, ahlak, inanç gibi temel insani konularda yapılmış pekçok bilimsel araştırma bulunmaktadır. Ancak ülkemizde bunlardan hiç bahsedilmez. Zeka seviyesi ortalaması bile 1980'lerdekiyle aynı gösterilir. Halbuki zeka gerileyebilen veya gelişebilen bir olgudur. İnsanların çoğunun varlıkları geriye giderken normal ya da normalüstü niteliklere sahip insanlar onları anlamakta ve onlara bir şeyler anlatmakta zorluklar çekiyorlar. Algı seviyesi zaten düştü. Böyle insanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak boşuna uğraştır. Yitip gitmiş insanlara ve nesillere hiçbir şey anlatamazsınız.


54 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Almanya'da da obruklar oluşuyor

A massive #sinkhole has appeared in a field in# Lingenfeld, #Germany, measuring 2 meters in diameter and over 20 meters deep. It’s a stark reminder that the earth beneath our feet isn’t always as stab

Commentaires

Noté 0 étoile sur 5.
Pas encore de note

Ajouter une note
bottom of page