top of page

İnsanlardan çok şey beklemedim




Hakkın ve hakikatin yolcusu olsun, kendini bu konuda geliştirsin istedim. Çünkü maalesef kendi haline bırakılınca milletimiz aşırı avam ve aşırı derecede nefsine düşkün olabiliyor. Her şeyi kendi kafasına göre yorumluyor ve dahi cehalet fazla olduğu için iğneleme, mecazi anlatım, dolaylı anlatım, nükte gibi edebi anlatım türlerini irade ve idare edemiyor.


Eskiden de sürekli ayağıma çelme takmayan ve geleceğimi baltalamaya uğraşanlar vardı, şu anda da yaptıklarımı anlamayanlar ve baltalamaya çalışanlar var. Yani değişen bir şey yok. Dünyada uzaylı gibi hissediyorum kendimi.


İlgi alanlarım belli. Bu ilgi alanlarından birini kategori olarak benimsemiş ama saçma sapan şeyler anlatan ve kaynak göstermeyen insanlarla beni aynı kefeye koyuyorlar, aynı şeyleri anlatıyorum sanıyorlar. Bu da zeka seviyesinin ne kadar düşük olduğunu gösteriyor. Bir de böyleleriyle uğraşmak zorunda kalıyoruz. Zeka seviyesi düştükçe insanlar saçmalıyor ve bizi de o saçmalıkların içine çekmeye çalışıyorlar.


Bizim milletimizde mücadele ruhu hiç yok. Kendi çıkarına bir şey varsa yanaşıyorlar ama milletin çıkarı ve dahi bizim çalışmalarımızın daha iyi seviyelere ulaştırılması söz konusu ise çekilip gidiyorlar. Kendileri için kaynaklarını çarçur edenler daha iyi bir dünya için hiçbir mücadele içine girmiyorlar. Girerlerse de en basiti ve en az uğraş gerektiren ne varsa ona yöneliyorlar. Tabi ki Allah böylelerinin mallarından ve sağlıklarından eksiltiyor. Onu da anlamıyorlar.


Bizim sıradan insanlar olmadığımızı ve sıradan işler yapmadığımızı idrak edemeyen çok insan var. Tabi ki işin başında ve ortasında iken işine gelen işine geldiği şekilde görüyor ve yorumluyor. Ama işin sonunu bekleme sabrını gösterip mücadele etme kararlılığında insanı bulamıyorsunuz. Belki birkaç kişi.. Çok şükür ben bir kişi bulabildim. Onunla da kardeş olduk ve geleceğimizi birbirine bağladık.


"Dünya Koruma İttifakı" isminde "Sivil İnisiyatif Platformu" kurdum. Binlerce insan katılmak istedi ama herkes sadece komut ve hareket bekledi. Kendisi hareket etmek ve çalışmak istemedi. İnsanlar kurulu düzen ve müdüriyet bekliyor. Mücadele ruhu sıfır. Sorumluluğu ve çaba göstermeyi hep başkalarına bırakıyorlar.


Belirli bir grubu bir araya getirme ve birlik olma şuurunu perçinlemek adına da çalışmalar başlattım. Asıl amacım insanlara iş yaptırmak değildi. Birincisi insanlar içlerindeki potansiyeli meydana çıkartsınlar, ikincisi insanlar kendilerini değerli ve yararlı hissetsinler, üçüncüsü grubumuz içindeki kenetlenmeyi ve birlikte hareket etmeyi sağlasınlar istedim. Bu, geleceğimiz açısından önemliydi. Ancak son 3 yıldır ne kadar deneme yaptıysam insanlar sınıfta kaldı. Bir kişi hariç.


Yaptığım ve meydana çıkarttığım çalışmaların da kadri kıymeti bilinmedi. Maalesef neyin neden faydalı olduğunu ve yarın hayati öneme sahip olduklarını bir türlü irade edemediler. Ferasetleri ve basiretleri çok tıkanmış durumda. Yedikleri ve içtikleri yüzünden epifiz bezleri tıkanmış durumda. Gerçekleri ve faydalı olanı göremiyorlar. Kadercilik ve boşvercilik zaten iliklerimize kadar işlemiş.


"Moonfall" filmi şu anda herkesin aklında.. Nibiru acaba Ay'a da etki eder mi diye soranlar var. Onu da zaman gösterir. Ancak o yapının Ay değil de Nibiru olduğunu düşünün.. Bugünlerde bir de "Derin Mor" dizisi oynuyor. Bizim anlattığımız şeyleri dizi haline getirmişler. Ancak bu dizinin "iyi niyetli" olduğunu, gerçek yaşamda olacakların çok kötü cereyan edeceğini söylemeliyiz.


2024 yılı pek çok şeye gebe. Artık 2024-2025 yılları dünyadaki köklü değişiklikleri olacağı zaman olarak karşımızda duruyor. Herkes kendi değerini kendisi biçiyor. Biz bir şey yapmıyoruz. Bir bizim yanımıza gelip "hocam hocam" diyen, bir kafasına göre çekip giden bizden değildir. Bir bize dost görünen, bir sırtını dönen bizden değildir. Sadece kendi keyfi için yaşayıp hiçbir mücadelenin ucundan tutmayan bizden değildir. Biz onca mücadele edip stres içinde boğulurken bizi dahi gözetmeyen ve hatta derdimize dert ekleyen bizden değildir.


Günü geldiğinde kim ne azık hazırlamışsa onunla kalır. Sair zamanda bizimle birlikte yol alan zorlu zamanlarda da bizimle yol alır. 9 aydan fazla bir zaman dünya karanlığa gömüldüğünde insanlar kaçacak delik arayacaklar ama önlerini bile göremeyecekler. İşte o gün geldiğinde rehberin ve liderin ne denli önemli olduğunu anlayacaklar ama iş işten geçecek. Ben ölürüm veya kalırım, bilemem. Ama yetiştirdiğim insan var. Gerektiğinde o sancağımızı devralıp yoluna devam edecektir. İsterdim ki daha fazla insanı yetiştirebileyim. Ama bir müddet ilgisini canlı tutup sonra çekip giden ve bizi umursamayan insanlara karşı ne kadar sevgi besleyebilirdim?


Süregiden şey insanoğlunun elenme sürecidir, kuru yok oluş değildir. Kim ne yaptı, ne kadar yaptı, nasıl yaptı, ne için yaptı.. İnsanın kendi değerini kendisinin biçtiği ve bunun muhasebesine göre manevi değer kazandığı bir zamandayız. Bu zamanda olanlar ahiret hayatımızı da belirleyecektir.


Bizi beğenmeyenler bizden daha iyi şeyler yapsınlar ve milletimize faydalı olsunlar. Bize laf sokmaya ve bizi kötülemeye çalışmakla hiçbir şey elde edemezler. Meyve veren ağacı taşlayan çok olur. Ama ağacı kesmeye kalkarsanız da hem gölgesinden ve hem de meyvesinden olursunuz. Bunu da unutmayın. Sonra çölün ortasında biçare kalırsanız da bunun müsebbibi sadece sizsiniz..


Birlik ve dost olmak bu kadar zor muydu? Bizim milletimiz için gerçekten çok zormuş. Zira enaniyeti tavan yapmış bir millete bir şeyler anlatmak neredeyse imkansız. İki yüzlü çok insan var. Hissettiğim ve bildiğim halde edebimden sustuğum çok oldu. Hatta utanmadan bizi tokatlamak isteyenler oldu. Durduk yere irtibatı kesenler oldu. Bir de üstelik "alim" diyebileceğimiz insanlardan gelmesi de bizi şoke etti. İnsanlara doğruları anlatmayan ve onların gelişimine katkıda bulunmayan sözde "alim" ama özde "kendine alim" olan böyle insanların aslında manevi olarak değerleri yoktur. Biz böyle olmamak için çalıştık. Milli, manevi ve dini değerlerimizi anlattık.


İnsanın ruhu, aklı ve kalbi habis hale geçmişse ve hastalanmışsa o kişiden fayda göremediğiniz gibi zarar görürsünüz. Bir de böyleleri kendilerini evliya gibi görüp "ölünce kurtuluruz" diyorlar. Sen de kemalat yoluna girememişsin, nasıl hesap gününden kurtulacaksın? "Allah nasıl olsa affeder" diyorlar. Cennet ucuz değil, cehennem luzumsuz değil. Bu dünyada "insan" olarak durabiliyorsan dini, ahlakı, şuuru ne cenneti elde etmek ve ne de cehennemden korktuğun için yapacaksın. Allah'ın nizamına ters düşmemek ve Allah'ın sevgisine talip olmak için yapacaksın.


Maalesef soyunu sopunu bilmeyen, atalarını tanımayan, milli değerlerini umursamayan, millet olma bilincinden uzak, "Türk" ve "Türklük" denilince aklına "faşizm" gelen bir sürü mallaşmış ve mankurtlaşmış insan var. Düşmanlarımız isteseydi bu kadarını başaramazdı. Dini siyasetine, güç elde etmeye ve ticaretine alet eden niceleri tarih boyunca geldi geçti. Milli değerleri de aynı şekilde.. Ama böyle yapanların milletimize ve dine içeriden düşmanlık edenler olduğunu milletimiz anlamadı ve hatta onları destekledi. Türk tarihini Bilge Kağan'a kadar anlatabilen, yalan yanlış şeylerle dolduran, savunamayan sözde akademisyenler ve kültür insanları ile de bir yere varamadık. Hatta içimizdeki düşmanlar çıktı ve dedi ki "Türk diye bir şey yok". Arkasından da uydurma bir sürü laf.. Bunlara Rusya içinde yaşayan ve Rus'tan beter hale gelmiş sözde Türkler de katıldı. Türk tarihi içerisinde Osmanlı ve Selçuklu tarihi aslında sayılamaz zira Türklükten başka her şeye sahiplerdi. Kağanlar ve Hanlar zamanında Türk tarihi vardı. Bu tarihte 70000 yıllık geçmişe sahiptir. Ülkemizde Güneydoğu Anadolu'da yazıt taş bulunuyor ve 15000+ yıl tarihlendiriliyor. Ama bizim sözde tarihçiler hiç umursamıyor. Tarih bilgilerini gayrı Türk unsurlardan alanlar anca saçma sapan bir tarih ortaya seriyorlar. Hal böyle olunca bu insanların millet olma bilinci olabilir mi? Kağan ve Han torunları hala yaşıyor ve o ruh var. Ama bu milletin egosu o kadar tavan yapmış durumda ve Küreselciler tarafından o kadar kandırılmış durumdalar ki Kağan ve Han torunlarını bulsalar öldürürler.


Adamın kulağında Bluetooth kulaklık, elinde Ayfon, altında Mersedez araba, üstünde Gacci elbise, kafasında Hakko kumaştan sarık.. Diyor ki "senin dövizle ne işin var?". Senin üstündeki başındaki her şey yurtdışından getirtiliyor ve dövizle.. Ama sakalı var ve sözde dindar görüntüsü veriyor ya, gerisi önemli değil. Adamın dünya ile bağı kopmuş Matrix'e dört koluyla yapışmış. Böyle insanlardan milletimize sadece zarar geliyor. Millet olma bilinci yoksa dininiz de yavaş yavaş silinir gider.


Bu millet maalesef iyi işler yapanlara destek vermiyor ve böyle insanları sevmiyor, Küreselcilere hizmet eden ve onlara destek verenleri seviyor. Nerede kötü işle uğraşan var; onları alkışlayanlar var. Genele vuramayız tabi ama ekseriyet kötü işlerle uğraşanlara sempati besliyor. Bu da bilinen bir gerçek. Sonra da başına Allah katından veya kullardan bela ve musibet geldiğinde "ben melek gibi insanım, neden başıma geldi" diye yakınıyorlar. Hak edene hak ettiği veriliyor. 52 yıldır bu milletin fazla bir desteğini görmedim. İyi insanlar vardı da umudumuzu hepten yitirmememizi sağladılar. Ancak geneli fayda vermediği gibi zarara yol açtı. Sürekli bir engelleme, kötüleme, aşağı çekme gayretinde oldu. Oldu da ne oldu? Başlarına gelmeyen kalmadı. Hatta genç yaşta ölüp giden niceleri oldu. "Benim ahımla oldu" diyemem. Ancak benim gibi bir çok insanın ahını aldıkları için başları beladan kurtulmadı. Çünkü bana yapan başkasına da kötülük etti. Hatta kendince kayırdıklarına bile.. Zira onların da yüzsüz, akılsız, zorba olarak yetişmelerine sebep oldular.


Birlikte kazanalım diye bir çok çalışma başlattım. Ancak ya itibarımı zedelemeye uğraşan ve iyi niyetimizi kötüye kullananlar çıktı, ya bizi acımasızca eleştirenler, ya bizi kıskanıp ta iyi uğraşlarımızı engellemeye çalışanlar.. Yabancılar 3-5 kişi bile olsa birleşip çok güzel çalışmalar yapabilirken bizde 2 kişi aynı yolda bile yürüyemiyor. Onun için de bütün değerlerimizi ve aklımızı giderek kaybediyoruz. İnsanlar okumuyor ve okuyana da itibar etmiyor. O zaman da ilahi cezaları hak ediyor. Evliyalar devri 2000 yılında kapandı. Ehl-i Tasavvuf'un Seyr-i Suluk yolu dahi kapandı. Kimse kendini maddah bir şey olarak görmesin. Dünya Müslümanlık sıralamasında 165. sıralardayız (240 ülke) ve Dünya Türklük bilincine sahip çıkma sıralamasında 63. sıradayız (65 toplum). Kimse de kendini harikulade görmesin. Her şey meydanda.. Akıl etmeden, okumadan, öğrenmeden, gayret göstermeden her şeyin kaymağını yemeye odaklanırsanız bulacağınız tek şey tezek kokusu olur.



31 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Üç tarafımız deniz ama balık yiyemiyoruz..

Norveç'te sadece 6 bin 400 balıkçı teknesi var, 150 ülkeye balık ihracatı yapıyor. Türkiye'de 16 bin 450 balıkçı teknesi var, 100 ülkeden balık ithal ediyor! Barbun Senegal'den geliyor. Kalamar Hindis

Türkütopya Global Altyapıları

Kaotik afetler ve felaketler meydana geldiğinde milletimizin birliğini, beraberliğini ve dayanışmasını sağlamak üzere Türk Töresi, Örf ve Ananesi dahilinde hareket edecek olan yapılardır. Cesur ve akı

Türk Hazırlıkçılar Topluluğu (THT)

BAT tarafından yapılan yayın ve oba çalışmalarından haricen Türk Hazırlıkçılarını bir topluluk altında birleştiren yapıdır. Buradaki amaç; BAT'a ait özel çalışmaların herkese açık hale gelmesi ve sohb

コメント

5つ星のうち0と評価されています。
まだ評価がありません

評価を追加
bottom of page