top of page

KADERCİLİK İSLAMİ DEĞİLDİR






Allah'ın iradesi dışında bir şey olmaz.

Allah'ın gönderdiğinden kaçamazsın.

Allah ne derse o olur.


Tamamen kaderci zihniyettir ve kadercilik İslamiyet'te yoktur.


İslam Tasavvufu'nda şu şekilde ifade edilmektedir:


Tedbirini alırsın ve Allah'a tevekkül edersin. Kader Allah'ın kudreti elindedir. Ancak kader, her şeyi kendi haline yani sürüklenişine bırakmak değildir. Allah kullarının çalışmasını ve mücadele etmesini ister. Allah kullarının dua etmesini ve istemesini ister. Allah kullarının ümitvar olmalarını ister.


Bozuk ve sapık fırkalar Müslümanların aklına "her şeyi kendi haline bırak, Allah'a tevekkül et" diye telkin vermiştir. Bu kafa "Maniheizm" ile Uygur Türklerinin içine sokulmuştur ve Uygur Türkleri her şeyi bırakıp dine yönelmişlerdir. Tamamıyla her şeyi Allah'a bırakmışlardır. Bu yüzden de Bilge Kağan'ın kurduğu devlet yapısı hızla çökmüş ve Çinlilerin hükümranlığına / yayılmacılığına karşı hiçbir direnç göstermeyen bir din modeli ortaya çıkmıştır. Bunu da "barışçıl olma, savaş yapmama ve her türlü iradi anlayışı Allah'a bırakma" zihniyeti ile yapmışlardır. Uygurlar elbette ki kötü değillerdir. Ancak din anlayışları bozulmuştur.


Tasavvufta deniliyor ki "Allah, kullarının dualarına ve amellerine (çalışmalarına) göre her gün yeni kararlar alır. Levh-i Mahfuz (kaderde olacak olanların yazıldığı kitap) ezelde kalem tarafından yazılmış ve kırılmıştır. Ancak Allah kullarının hallerine göre her gün Levh-i Mahfuz'a 360 kere nazar edip kaderi değiştirir". Özellikle Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetname isimli kitabını ve İslam Tasavvufu'nu iyi anlatan veli zatların eserlerini okuyun. Sen çalışacaksın, tedbirini alacaksın, düşüneceksin, mücadele edeceksin, nefsini ve sevdiklerini koruyacaksın, dua edeceksin ki ondan sonra "ya Rabbi sen bizi bildik ya da bilmedik belalardan koru" diye isteyeceksin. Kaderimizde sadece "öleceğimiz günü ve saati" değiştiremeyiz. Onun haricinde her şey her gün değiştirilir. Kitapta kaderimiz yazılmış, başa geleni çekeriz kafası İslami değildir. Allah tembel, miskin, umursamaz, boşverici, kaderci, aklını çalıştırmayan, samimiyetsiz, iyi niyet beslemeyen, sevdiklerini ve nefsini korumayan kullarını da sevmez.


Hz.Muhammed (ASM) bir gün yanındakilerle birlikte birini ziyarete giderken yolun kenarında oturmuş bir adamı görmüş. Göz ucuyla ona bakıp selam vermeden yürüyüp gitmiş. Dönüşte ise aynı adamı yine görmüş ama bu sefer selam vermiş. Yanındakiler "ya Resulallah, neden giderken selam vermediniz ama dönüşte verdiniz" diye sormuşlar. "Biz giderken o adam kenarda oturmuş tembel tembel uyukluyordu ama dönüşümüzde eline bir ağaç dalı almış yere bir şeyler çiziyordu. Belki fukara bir adam ama en azından düşündüğünü gördüğümden selam verdim" buyurmuş. Tembellik ve umursamazlık edip sonra da her şeyi Allah'a havale etmek olmaz.


"Allah bir kavmi değiştirmez, onlar kendi nefislerindeki hâli değiştirmedikçe." (Ra'd, 13/11)


Yani biz üzerimize düşeni yapacağız ki Allah'tan sonucunu isteyecek yüzümüz olsun. Allah bizden halimizi düzeltmemizi istiyor ama biz her şeyi Allah'a bırakıyoruz. Yani Allah bize "bir şeyler yapın ve mücadele edin" diyor, biz ise "Allah'ın sen bizi her şeyden koru" diyoruz. İslam yanlış anlaşıldığı ya da anlaşılmadığı için bugün Müslüman dünyası perişan haldedir.


İnsanlar sanki evliyalarmış gibi bir de ahkam kesiyorlar ve sanki her duaları kabul ediliyormuş gibi havaya giriyorlar. Senin devletin İslamilik indeksinde 85. sırada, senin vatandaşın ise 160. sırada.. Müslümanlığı çok mu iyi anladınız ki adeta alim gibi ahkam kesiyorsunuz?


Barack Obama geçen yıllarda bir üniversitede konuşma yaptı. O da küresel çetenin bir adamıdır. Ancak bahsedeceğim sözü çok doğrudur ve bizim için de geçerlidir. Öğrencilere demiştir ki: "Bizim sorunumuz fakirlik, işsizlik, kötü siyaset filan değildir. Bizim sorunumuz umursamazlıktır ve bu bizim sonumuzu getirecek". Türkiye daha da beter durumda. Herkes her şeyi devleti yönetenlerden bekliyor ama onlar da küreselcilerle birlikteler. Demek ki onlardan bize bir fayda yok.


Resulallah'a (ASM) bazı gençler geliyorlar ve diyorlar ki: "Biz kendimizi tamamen dine vermek istiyoruz. Evimizden çıkmayacağız ve sürekli Allah'a ibadet edeceğiz" diyorlar. Resulallah (ASM) "hayır, dışarı çıkınız ve insanlarla kaynaşınız. Onlara doğruları anlatınız. Bu sizin için daha hayırlıdır" buyuruyor. Yani dünyevi her şeyden el etek çekmek ve kendini tamamen ibadetlere vermek te doğru değildir. Veli zatlar dahi ya bahçecilikle, ya hayvancılıkla, ya tarımla uğraşmışlardır. Yan gelip yatıp ve her şeyi Allah'tan bekleyip evliyalık eden yoktur.


Bunları da umursamayıp "biz her şeyi Allah'a bırakıyoruz" diyen anca kendisini kandırır. Afetler ve felaketler ardı sıra gelmeye başladığında ölmeyip te sürünmek te var. Hiçbir şey yapmadan düşmanlarına teslim olan da bir yere kadar mazlumdan sayılır. "Düzenim bozulmasın" diyerek yan gelip yatmak ve kuru dua ile her şeyi Allah'tan beklemek ne akla, ne mantığa, ne dine sığar.


Cengiz Kağan Türkistan'daki kentleri teker teker almaya başlayınca birçoğunu dümdüz etti. Bir kente girdiğinde Cuma vakitleriydi. Camiye gitti ve minbere çıktı. Cuma namazına gelenler hakanı görünce çok şaşırdılar. Herkesin oturup kendisini dinlemesini istedi. "Siz eğer samimi Müslümanlar olsaydınız, Tengri beni sizin üstünüze salmazdı (o isteği içimde uyandırmazdı). Ama siz; düşmanınız yurdunuza girdiği halde elinize kılıç alıp savaşmaktan kaçtınız. Kiminiz eşinizi, kiminiz çocuklarınız, kiminiz işinizi bahane edip savaşa gitmediniz. Siz samimi Müslümanlar değilsiniz. Öyle olsaydınız Tengri cezalandırmak için beni sizin üstünüze yollamazdı. Ben Tengrinin kırbacıyım ve sizi cezalandırmaya geldim" dedi. Sonra camiden çıktı. Askerlerine "her evden birer erkek çocuğunu şehir meydanına götürmelerini emretti. Her evden birer erkek çocuk şehir meydanına getirildi ve orada hepsi kılıçtan geçirildi. Cengiz Kağan buyurdu ki: "Bunu ben yapmadım, siz yaptınız. Sizi, vatanınızdan bile üstün tuttuğunuz, en sevdiğiniz olan çocuklarınızla cezalandırdım."


Umarım konuyu layığıyla anlatmışımdır. İslam'da var diye bir sürü fitneyi ve batılı içimize soktular. Değişik fikirlerle bizleri zihniyet olarak teslim almaya uğraştılar. Yani bizi pasifize edip mücadele ruhundan uzaklaştırdılar. Hâlbuki Allah bizden değerlerimiz uğrunda savaşmamızı ve mücadele etmemizi emrediyor.


Cahil ve ahmak insanlar kanmayın. Onların kendilerine bile faydaları yok. Sigaraya kişi başına ayda 1500 lira gömen insanlar, 3-5 paket sigara parasına hayırlı bir uğraş için harcamaktan eriniyorlarsa kendileri bilir. Konfüçyüs "başında düşünmeyen sonunda kara kara düşünmek zorunda kalır" demiş. Atalarımız "sona kalan dona kalır" demiş. Dünya hayatı bir sınavdır ve şu zamanda "hakiki iyiler" ile "kendini iyi zanneden ve kötüler" artık net çizgilerle ayrılıyor. Vatan, devlet, millet gibi daha en temel değerlere sahip olmayan insanların ağzında 3-5 sözde dini söz var ama onların da gerçeklerle hiçbir alakası yok.


Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir). (Asr 103/1-3)


Bu ayette "yan gelip yatın ve her şeyi Allah'a bırakın" diyor mu? Salih ameller işlemek içine sadece dini ibadetler girmiyor. Dünyevi işler de onun içine giriyor. Her şeyi yarım yamalak anlarsanız işin içinden çıkamazsınız.


Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir. Araf 7/179


Demek ki birçokları akılsız ve cehennemi hak ediyor. Çoğunluk akıllı değildir. Akıllı olmanın da şartları vardır. Tembel ve umursamaz kişiden akıllı olmaz.


Şunu da bilesiniz; bunları bana ait hizmetlerden alın diye filan yazmıyorum. Herkesin kendi tercihidir. Ancak kadercilik konusu sürekli önümüze getiriliyor ve önümüze götürenlerin hemen hiçbirisinin de doğru düzgün din bilgisi yok. Yarın bir büyük afet geldi diyelim; ölmediniz ama sürünür hale geldiniz.. Nasıl katlanmayı düşünüyorsunuz? Hadi kendinizi boş verin. Çocuklarınız, eşiniz, anneniz babanız var. Onların perişan hallerini görüp nasıl yaşama devam edeceksiniz? Her zaman dünya güllük gülistanlık olacak değil. Ben de yokum diyelim. Siz kötü zamanlara hiçbir hazırlık yapmazsanız o kötü günlere nasıl katlanacaksınız?


SSCB dağıldıktan sonra Ruslar Hay Toplumu kozunu öne sürdüler. Türk Dünyası'nın karayolu ile bağlanmasını istemiyorlardı. Bunun için de Kafkaslarda Hay Toplumu için bir devlet kurmak istediler. Ermeni kimliğini Haylara yükleyip Azerbaycan Türklerine "ya Azerbaycan'dan toprak vereceksiniz ya da ülkenizi işgal edeceğiz" diye tehdit savurdular. Azerbaycan Türklerinin elinde pompalı tüfek bile yoktu. Mecbur kaldılar toprak vermeye. Ermenistan öyle kuruldu. Çaresizlik işte insanları bu hale getirir.


Yarım din bilgisi adamı dininden de eder. Kuru dua ile dünya işi yürümez. Herkes aklını başına almalıdır. "Nasıl olsa devletimiz var" diye rehavete kapılırsanız bir sabah tepenizde başkalarının sesiyle uyanırsınız. "Allah nasıl olsa her şeyi verir, bizi korur" derseniz de sefil olursunuz ve perişanlıkta nedamete boğulursunuz.


Yapan kendine yapar, yapmayan da kendine yapmaz.



BAT

25 Haziran 2022

3 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント

5つ星のうち0と評価されています。
まだ評価がありません

評価を追加
bottom of page