top of page

Türkiye'nin Durumu

Özellikle Tarık Yıldızı'nın gelişi sürecinde Türkiye'nin durumu ne olacak? Bu konuyu daha önce birçok kere anlatmamıza karşı yeni keşfedenler tekrar tekrar soruyorlar. Kısa da olsa burada neler gerçekleşmekte olduğunu izah edelim. Spesifik sorular sormayın: "Benim oturduğum semte ne olacak?" gibi. Bu tür sorulara yanıt vermiyorum. Hazırladığım yayınlarda pek çok bilgiye ulaşabilirsiniz. Onca yayını boşuna hazırlamadık.

DEPREMLER

Türkiye Dünya'nın en tehlikeli deprem bölgelerinden birisidir. % 60 kadarı 1. Dereceden Deprem Bölgesi üzerinde yer alır. Bu alanlarda sayısı ve gücü giderek artan depremler olacaktır. Maraş Depremi de bunlardan birisidir ve M13+ şiddetinde megatronik depremdir. İyonosferde ve toprakta aşırı Kozmik Enerji / Tarık Yıldızı'nın ve Güneş'in elektromanyetik enerjisi kaynaklı elektrik yüklenmesi, meteor yağmuru, plazma deşarjı kaynaklı elektromanyetik patlamalar meydana gelmesi zaten bu depremin uzay kökenli bir enerji yığılımı kaynaklı olduğunu göstermiştir. Türkiye'de deprem olmayacak yer yoktur. "Neresi daha güvenli" şeklinde bir soru anlamsızdır. Megatronik depremler arttığı müddetçe yıkılmayan yer kalmayacaktır. O yüzden zamanın yerleşim yerlerini terk etmek önemlidir. Özellikle kıyı şehirleri; deprem fay hatları üzerinde olmaları, deniz volkanlarının etkilerine açık olmaları, tsunamiler olasılığı, denizlerden karalara su yürümesi olasılığı, karadan denize doğru toprak kayması olasılığı gibi nedenlerden dolayı çok daha tehlikelidirler. Buna bir de DAF kesişim alanlarını da eklemek gerekir. Afrika Tektonik Plakası'ndan kopan Doğu Afrika Tektonik Plakası Arap Tektonik Platosu'na ve Arap Platosu da Anadolu Platosu'na baskı yapmaktadır. Bununla birlikte Afrika Tektonik Plakası Avrasya Tektonik Plakası'na baskı yapmaktadır. Bütün bunların ortasında Anadolu Platosu en büyük stresi göğüslemektedir.

METEOR DÜŞMELERİ VE YAĞMURLARI

Özellikle metal madenlerinin bulunduğu yerler ile doğal Manyetizması yüksek alanlar meteor, asteroid ve ateş topu düşmelerinde birincil hedeftirler. Baraj gölleri, elektrik dağıtım şebekeleri, doğalgazdan elektrik üretim yerleri, elektriği yoğun tüketen yerleşim alanları oluşturdukları elektromanyetik alan bakımından tehlikelidirler. Tarık Yıldızı'ndan çok miktarda meteor, asteroid, ateş topu ve demiroksit tozu böyle alanlara gelecektlr.

VOLKANİZMA

Türkiye'de sadece genç volkanlar dikkate alınsa da Muğla volkanitleri, Çanakkale volkanitleri, İzmir volkanitleri gibi eski volkanik alanlar da izlenmelidir. Uludağ eski bir volkan olmasına karşın yeniden aktifleşmeyeceğini kimse garanti edemez. Eski İslami kaynaklarda Ahir Zamanda Bursa Uludağ Volkanı'nın tekrar aktifleşeceği söylenmiştir. Volkanlar için ilkin etki alanı 200 km yarıçapındaki alandır. Gazlar, küller, lavlar gibi farklı materyaller farklı şekillerde etki ederler. Her bir materyale göre yapmanız gereken Afet Hareket Planı farklıdır. Discovery Channel'a göre 3 volkan aktiftir: Hatay'daki bir volkan, Erciyes ve Hasandağı..

SU BASMASI

Özellikle kıyı şehirlerinin sular altında kalacağı konusunda fikirler yaygındır. Türkiye'nin kıyı şehirlerinde ülke nüfusunun % 70'ine yakını bulunmaktadır. Su basması durumu şu sıralarda dahi oluyor. Şehirlere denizlerden su yürüyor. Denizlerden karalara su yürümesinin bir çok nedeni vardır: Kıta Tektonik Plakalarının ve Platolarının hareketleri, denizaltı volkanlarının canlanması, Kozmik Enerji kökenli elektromanyetik dalgaların etkisi gibi.. Zamanı geldiğinde kıyı şehirlerinde bulunan insanlar İç Anadolu'daki güvenli alanlara geçmelidir.

TOPRAK YAPISI

Toprak yapısı toprak kaymaları ve heyelanlar için ana esastır. Alüvyonal ova arazileri daha kaygan bir yapıdadır. Bulunduğunuz yerin Jeolojik yapısı, toprak yapısı, zemin etüdü çok önemlidir. Bu konularda bilgi sahibi insanlardan hizmet almanız gerekir. Rastgele yerlere kurulan yerleşim yerleri ve binalar insanlar için ölüm kapanı gibidir. Türkiye'nin özellikle kıyı alanları kaygan toprak yapısı bakımından eşsizdir. Eski insanlara sorduğunuzda birçok yerleşim yeri için "burada eskiden su / bataklık varmış ve bizim köy eskiden kaymış" derler. Tarık Yıldızı yaklaşmaya devam ettiği müddetçe bu kaymalar daha da artacaktır.

HARİTALAR

turkiye-457-metre-su-basmasi-1.png
turkiye-457-metre-su-basmasi-2.png

Türkiye 457 metre karaları su basması
- Baraj göllerinin patlaması olasılığı dahil değil -

turkiye-deprem-alanlari-2.jpg
turkiye-seismic-hazard-map.jpg
turkiye-deprem-alanlari-4.png

Türkiye sismik alanları

dunya-manyetik-aki-yogunlugu.jpg

Dünya Manyetik Akı Grafiği
Türkiye Manyetik Alanlar Haritası MTA'ya Aittir ve Ücretli Bir Yayın Olduğu İçin Paylaşmıyoruz

turkiye-maden-ocaklari.png

Türkiye Maden Haritası
İl İl Maden Alanlarına Ait Haritalara MTA Websitesi Üzerinden Ulaşabilirsiniz

turkiye-toprak-haritasi.webp

Türkiye Toprak Tipi Haritası

turkiyede-volkanlar.jpg
turkiye-genc-volkanik-alanlari.jpg

Türkiye Volkanik Alanlar Haritası

AÇIKLAMALAR

Bilen de bilmeyen de konuşuyor. Günümüz böyle bir devir.. Tarık Yıldızı Dünya'ya çarpmadan yandan yandan gidecekmiş. Bir de bunu diyenler çıktı.

İncil: "Wormwood Dünya'ya düşer ve Dünya'daki yaşamın çoğunu götürür"
Carlos Munoz Ferrada: "Hercolubus'un 3 kuyruğu Dünya'nın 3 bölgesine çarpar"
Bülent Abdullah Turgut: "Nibiru'nun 3 kuyruğundan 2 tanesi Dünya'ya sürterek geçer"
Kolbrin İncili: "Karanlık kıyamet içerisinde birçok insan ölür"
Sümer Yazıtları: "Tiamat ile Marduk'un savaşında - Nibiru ile Dünya'nın çarpışması - Marduk (Nibiru) büyük yara aldı"

Bütün bunlar öylesine söylenmiş sözler de değildir. Araştırmalar yapılmıştır ve olasılıklar değerlendirilmiştir. Tarihte 3567 yılda bir Nibiru yörüngesini tamamlar. Bu süreç içerisinde 1800 yıldan fazla bizim Güneş Sistemimiz içinde kalır. 20-25 kere Dünya'ya iyice yaklaşır ve Dünya'nın koşullarını değiştirir. 5-6 kere yaklaştığında yıkıcı etkiler yapar. 1-2 sefer yaklaştığında ya Dünya'ya çarpar ya da devasa çapta değişim meydana getirir. Nibiru'nun farklı gelişlerinde Dünya'ya bazen çarptığı ve bazen de Dünya'nın yakınından geçtiği kabul edilebilir. Zira eski kaynaklarda bunlara dair ifadeler bulunur. Ama "geçip gider" demek yanlıştır. Sırf insanların hoşuna gidecek diye yalan söylemek veya anlamadığı bir şey hakkında yorum yapmak abesle iştigaldir. Bazıları da "ölümden kaçılmaz", "Allah'ın takdir ettiği olur", "Allah bizi korur" gibi ifadeler kullanıyorlar. Zannedersin ki evliyalar ve ölünce kurtulacaklar. Hadislerde insanlara "önce tedbir sonra tevekkül" denilmiyor mu? Yine Hadislerde Ahir Zaman olaylarına karşı alınması gereken tedbirler ve yapılması gereken hazırlıklar anlatılmıyor mu? Sen otur öylece bekle, her işi Allah halletsin. Sınavda olan sen misin Allah mı? İnsanlara doğruları söyleyince kızıyorlar, kendi yalanlarıyla hülyalara dalmayı tercih ediyorlar.

Tarık Yıldızı'nın gelmesi faktörünü hesap ederseniz Türkiye'de Tarık'ın meydana çıkması itibariyle 40-60 gün içerisinde olmasını beklediğimiz büyük afetler ve fekaketler aşağıdadır.

DEPREMLER

Genel seyir halindeki depremler, Tarık Yıldızı'nın etkisiyle meydana gelen sismik olaylar, tektonik plakaların hareketleriyle meydana gelen sarsıntılar ve konum değiştirmeleri, Kozmik Enerjiye bağlı Atmosferik ve Toprak tabakası iyon yükü artışına bağlı gelişen depremler, ani Elektromanyetik Dalgalar ile gelişen depremler.


Deprem Yıkıcılık Indeksi: EDI (Earthquake Destructiveness Index)

EDI 1: Magnetitute 1-3 arasında ve sallayıcı deprem
EDI 2: Magnetitue 3-5 arasında ve sarsıcı deprem / hafif zarar
EDI 3: Magnetitue 5-6 arasında ve süresine bağlı olarak orta ölçekte yıkıcı deprem / ölüm oranı genelde % 0,5-2 arasındadır
EDI 4: Magnetitute 6-8 arasında ve süresine bağlı olarak gelişmemiş bölgeleri yıkıcı deprem / ölüm oranı genelde % 1-5 arasındadır
EDI 5: Magnetitute 8-11 arasında ve süresine bağlı olarak oldukça yıkıcı deprem / ölüm oranı genelde % 10'un üzerindedir
EDI 6: Magnetiture 11-13 arasında ve süresine bağlı olarak çok yıkıcı deprem / ölüm oranı genelde % 20'nin üzerindedir
EDI 7: Magnetitute 13 üzeri ve süresine bağlı olarak aşırı yıkıcı deprem / ölüm oranı genelde % 40'ın üzerindedir


Tarık Yıldızı'na bağlı potansiyel deprem olma olasılığı:

                                                                M9+                M10+              M11+            M12+            M13+     

Ege Bölgesi                                            % 80               % 80                % 90           % 70             % 60
Marmara Bölgesi                                  % 90               % 90                % 100           % 100           % 100     
Akdeniz Bölgesi                                      % 70               % 90                % 70            % 70             % 70
Karadeniz Bölgesi                                  % 70               % 90                % 90            % 100           % 100
Güneydoğu Anadolu Bölgesi              % 90               % 90                % 90            % 100           % 100
Doğu Anadolu Bölgesi                          % 80               % 80                % 90            % 70            % 60
İç Anadolu Bölgesi                                 % 80               % 80                % 90            % 70            % 60

- Depremlere denizlerde meydana gelenler de eklenmelidir.


Türkiye'de olması beklenen büyük potansiyelli depremler: 

1. Trabzon-Gürcistan hattı boyunca 5'ten fazla M10+ deprem. Artçılları 3-4 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
2. Düzce-Tekirdağ hattı boyunca 15'ten fazla M11+ deprem. Artçılları 5-6 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
3. Sakarya-Çanakkale hattı boyunca 20'den fazla M12+ deprem. Artçılları 5-6 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
4. Manisa-İzmir hattı boyunca 15'ten fazla M10+ deprem. Artçılları 5-6 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
5. Aydın-Muğla hattı boyunca 20'den fazla M10+ deprem. Artçılları 5-6 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
6. Antalya boyunca 10'dan fazla M10+ deprem. Artçılları 3-4 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
7. Mersin-Adana hattı boyunca 30'dan fazla M12+ deprem. Artçılları 5-6 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
8. Antakya-Suriye hattı boyunca 20'den fazla M13+ deprem. Artçılları 5-6 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
9. GAF-Kıbrıs hattı boyunca 10'da fazla M13+ deprem. Artçılları 5-6 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
10. Osmaniye-Van hattı boyunca 50'den fazla M13+ deprem. Artçılları 5-6 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
11. Malatya-Erzurum hattı boyunca 10'dan fazla M10+ deprem. Artçılları 5-6 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.
12. Konya-Niğde hattı boyunca 10'dan fazla M10+ deprem. Artçılları 3-4 yıl sürecek ve yıkımları devam edecek.


Türkistan'da olması beklenen büyük potansiyelleri depremler:

                                                          M9+                M10+              M11+            M12+            M13+     

Azerbaycan                                     % 80                % 80               % 90            % 90            % 90 
Kırım                                                  % 70                % 90               % 100            % 90            % 90 
Batı Trakya                                       % 90                % 90               % 100            % 100           % 100 
Bulgaristan                                      % 80                % 90               % 90              % 90           % 90 
Türkmeneli (D + B)                           % 70                % 90               % 90              % 90           % 90 
Macaristan                                       % 50                % 70               % 70              % 80           % 80 
Makedonya                                      % 60                % 80               % 80              % 80           % 90 
KKTC                                                  % 90                % 90               % 90              % 100           % 100 
Güney Azerbaycan                         % 70                % 70                % 70              % 80            % 90 

Kırgızistan                                          % 80                % 80               % 90              % 90            % 90 
Kazakistan                                         % 90                % 100              % 90              % 100           % 100 
Tataristan                                          % 80                % 90               % 90              % 100           % 100 
Başkurdistan                                      % 80                % 80               % 80              % 90           % 100 
Türkmenistan                                     % 90                % 100              % 100             % 100           % 100 
Özbekistan                                         % 90                % 80               % 90              % 90            % 90 
Doğu Türkistan                                  % 90                % 80               % 90              % 90             % 90 
Güney Türkistan                                 % 90                % 100             % 90              % 90              % 90 
Kuzey Hindistan                                  % 90                % 100             % 100             % 90              % 100 
Salar                                                     % 80                % 80             % 90              % 90              % 100 
Altay                                                     % 80                % 80              % 80              % 80              % 90 
Moğolistan                                          % 90                % 100              % 100            % 90               % 100 
Güney Moğolistan                             % 100                % 100             % 100             % 100             % 100 
Japonya                                              % 90                % 90               % 100            % 100             % 100 
Kore (K + G)                                         % 90                % 90               % 90              % 100            % 100 


Bunları belirlemede neler etkili oldu?

- Tektonik plakalardaki yerleşimleri ve plakaların mevcut yer değiştirme kapasiteleri.
- Daha önceki afetlerdeki hareket ve güç karakteristikleri.
- Tarık Yıldızı'nın kuyruklarının sürtünmesi ile ilgili birinci derece ve ikinci derece etki alanları.
- Manyetik alan ve manyetik kutup yer değişrtirmeleri.


Muhtemel Hasar Oranları                        < T                  =T                 > T

Sosyal Hasarlar                                         8/10               10/10           9/10  
Ekonomik Hasarlar                                   10/10               10/10          10/10
Çevresel Hasarlar                                    10/10               10/10          10/10
Fiziksel Hasarlar                                        10/10               10/10          10/10
Psikolojik Hasarlar                                      8/10               10/10          10/10   


Depremlerin Ardından Tekrar Yerleşim Olabilecek Alanlar:

Türkiye                              % 8-
Azerbaycan                     % 14-
Kazakistan                        % 10-
Türkmenistan                  % 5-
Türkmeneli                       % 3-
KKTC                                  % 1-
Özbekistan                       % 18-
Kırgızistan                         % 16-


Arz-ı Mevdud Depremleri:

Siyonist Yahudiler "Vaad Edilmiş Topraklar" diye andıkları "Arz-ı Mevdud" ve "Siyon Devleti" için Büyük Ortadoğu Projesi'ni 50 yıldır sürdürüyorlar. BOP Eşbaşkanı 3 kişi de onlara yardım ediyor.

Yahudilerin hedeflerine ulaşmaları için hazırlıklar yapıldı:

1. İsrail kuruldu ve Ön Asya'daki Müslüman devletlerin başına kripto Yahudiler getirildi
2. Müslümanlar fitnelere boğuldu ve dinlerinden kopartıldı
3. Türkler Haim Nahum doktrinleri ile iyice bağlantı ve değerlerinden kopartıldı
4. Kızıl düveler Meksika, Brezilya, Arjantin ülkelerinden İsrail'e gönderildi
5. Süleyman Tapınağı yeraltından kazıldı ve meydana çıkartıldı
6. Anadolu ve Asya Türklerine karşı Gog Magog Savaşı başlatılması ve bunun da İllüminati ile Küreselciler eliyle gizliden sürdürülmesi


Eksik kalan nedir?

1. Kızıl düvelerin kesilmesi ve Yahudilerin ruhani özgürlüklerine kavuşmaları
2. Siyon Devleti'nin ilanı ve Ön Asya'daki toprak hak iddia etmeleri
3. Süleyman Tapınağı'nın günyüzüne çıkartılması ve Kabbalist ayinin yapılması
4. Süleyman Heykeli'nin dikilmesi (Kubbet'üz Zehra ile Mescid-i Aksa'nın bulunduğu yere)
5. Ön Asya'daki ülkelere savaş ilanı ve aleni saldırılar 


Tarık Yıldızı ile Yahudilerin ilgisi nedir?

Yahudiler Tarık Yıldızı'nın gelişini 1000 yıldır bekliyorlar. Siyon Devleti ve Deccal (Yahudilerin Mesih Sultanı) için çıkış alametidir. Tarık'ın Kozmik Enerjisi çok güçlü olduğu için boyutlar arası enerji hatları kırılıyor. Böylece şeytanlarla ve kötü cinlerle işbirliği yapıyorlar. Hadiste de "bir zaman gelir kötü cinler ve şeytanlar yerleşim yerlerini doldurur, melekler kırsala kaçar" deniliyor. Lucifer, Baphomet, Baal, İfrit, İblis şiddetli şeytanlardan bazılarıdır ve Yahudiler de bunlarla işbirliği içindedir. Deccal'ı da bulunduğu adadan kurtarıp Çin'e götürdüler. Tarık Yıldızı'nın Kozmik Enerji'ni ve HAARP teknolojisini kullanarak devasa depremler meydana getirmek; Türkiye'deki Türkleri perişan etmek, Şam'ı yerle bir etmek ve Kudüs'e kadar uzanan fay hattını tetikleyerek Mesci-i Aksa'yı Müslümanların tepkisini çekmeden yıkmak istiyorlar.


Afetlerle ilgileri nedir?

Fiziksel temelini anlatalım ki Maraş depremi de anlaşılsın;

1. Nibiru'dan ve Güneş'ten gelen Kozmik Enerji yüzünden plazma deşarjları oluşuyor. Bunun nedeni Manyetosfer'de oluşan yırtılmalardır. Yırtılma alanlarından Kozmik Enerji Toprak tabakasına ulaşır ve Toprağı iyon yükü ile doldurur. O esnada Schumann Rezonansı aşırı bozulur ve pikler yapar. Ölçüm yapan bazı topluluklar vardır. Onların sitelerinden güncel durumu kontrol edebilirsiniz.

2. Nibiru'dan ve Güneş'ten gelen Kozmik Enerji'nin bir bölümü Manyetosfer'in zayıfladığı alanlardan Stratosfer'i ve İyonosfer'i de iyon yükü ile doldurur. Bu yük devasa boyutlardadır.

3. Atmosferin ve Toprak tabakasının aşırı iyon yükü ile dolduğunu belirlediğiniz zaman, HAARP gibi bir teknoloji kullanarak iki büyük iyon yükü arasında bir Elektromanyetik Patlama meydana getirebilirsiniz. Böyle bir patlama deprem fay hatlarını tetikler. M13+ depremler ortaya çıkar. Kimse de bir şey anlamaz. Böyle bir depremi tetiklemeniz esnasında Dünya'yı koruyan Manyetosfer tabakasını zayıflatırsınız. Uzaydan gelen meteor ve astreoit miktarı bir anda artar.  

Yahudiler ne yapmaya çalışıyorlar?

Hem Türkiye'yi dümdüz edecek ve hem de Şam ile Kudüs şehirlerini yıkacak bir depremler silsilesini tetiklemeye çalışıyorlar.

1. 2023 yılında olan Gaziantep, Maraş, Malatya depremleri aslında 5 adettir ve her biri M13+ büyüklüğündedir. Kozmik Enerji iyon yükü ile bu depremleri gerçekleştirdiler. Bu depremler 2 aşamalıdır;

Birinci Aşama: Bununla kuzeyde Erzincan'a ve güneyde Antakya'ya uzanan bir etki gerçekleştirildi.

İkinci Aşama: Bununla bizim kuzeyimizde Düzce'ye ve güneyimizde ise Suriye'nin kuzeyini kaplayan alanda yıkıcı etkileri oldu.

2. Aynı depremleri tekrarlayacaklar. Zaman kolluyorlar. Atmosferik ve Toprak iyon yükü yine devasa boyutlara ulaştığında HAARP ile yeni depremleri tetikleyecekler. Bu depremlerle Türkiye ve Türk Ordusu tamamen perişan olacaktır. En az 60 şehrin yerle bir olması ve ordu unsurlarının da büyük zayiat vermesi işten bile değildir. Böyle bir Türkiye zaten haritadan silinir ve herhangi bir yabancı unsur bu topraklara gelip yerleşir. ABD zaten Türkiye etrafındaki ülkelere 700,000 askerini konuşlandırdı. Süper asker dediği implantlarla ve çiplerle donatılmış ruhsuz katiller ordusunu da bu coğrafyaya gönderdi. Vahhabi Araplar 5 trilyon dolarlık silah aldı ve terörist Kürt unsurlara da 1 trilyon dolarlık yatırım yaptılar. Bunlar boşuna olmadı. 1000 yıldır Arapların ve Tapınakçıların ideali olan "Türkleri Ön Asya'da yok etme" fikri hala yaşatılıyor. Siz kendi kendinize hayaller kurabilirsiniz ancak kafirlerin hepsi tek millet ve siz de onların karşısında tek milletsiniz. Kaldı ki içeriden de kuşatılmış durumdasınız. Celladına aşık bir millet var artık. Kurtuluş Savaşı zamanındaki iman ve akıl maalesef yok.

Birinci Aşama: Türkiye'nin kuzeyinde Düzce, Kocaeli, İstanbul, Tekirdağ hattına kadar her yeri yıkmak istiyorlar. Türkiye'nin güneydoğusunda yıkılmadık yer kalmayacak. 

İkinci Aşama: Suriye'de Şam'a kadar her yer yıkılacak ve nihayetinde Kudüs'te de deprem meydana gelip birçok yeri yıkacak.

3. Yeni depremlerde; İstanbul, Ankara, Adana, Antakya, Kayseri gibi ülkenin önemli şehirlerini yıkarak Türkiye'nin elinin kolunun bağlanmasını ve Türklerin çaresiz kalmasını istiyorlar. Daha da iyisi Türklerin çoğunun ölmesi ve Arz-ı Mevdud haritasında görünen Türkiye topraklarının yarısının da kolayca İsrail ve Vahhabi Araplar tarafından işgal edilmesini istiyorlar. 

4. Hadislerde Tarık Yıldızı'nın çıkış alametlerinden birisi de Şam'da ve Kudüs'te büyük depremlerin olması anlatılmıştır. Bizim anlattıklarımızla uyuşuyor. Kudüs yıkılınca Mescid-i Aksa da yıkılacak ve sonrasında Yahudiler kendi emellerini gerçekleştirecekler. Kim bilir yer altında Süleyman Tapınağı için nasıl tertibat aldılar.. Onlara göre zaten Allah onları seviyor ve koruyor. O yüzden Yahudilere ait yerlerin de yıkılabileceğini düşünmüyorlar.

Türkler ne yapıyor?

Oturmuşlar sadece seyrediyorlar ve dünyalık zevklere dalmışlar.. Başlarına gelene ve gelmekte olana ses çıkartmıyorlar. Bekleyince her şeyin geçip gideceğini veya Allah'ın onları koruyacağını zannediyorlar. Hz.Musa (as) ile firavunun asa savaşında kim kazanmıştı? Firavun.. Neden? Çünkü firavun emeline ulaşmak için gayret göstermişti. Gayret göstermezseniz kimse size haklarınızı vermez ve kimse de sizi korumaz.

Son Notlar

Websitelerimin blog alanlarındaki (www.atalaryolu.com/blog ve www.kurtulusrehberi.com/blog) yazıları okuyun ve Youtube kanalımdaki videoları seyredin. En iyi o şekilde bilgi sahibi olabilirsiniz. Çok daha fazla sorunuz olduğunu biliyorum ancak bunların hepsine biz zaten defalarca kere yanıt verdik. Tekrar tekrar izah etmek bizim için yorucudur ve vakit kaybıdır. Onun için bir dünya para harcayıp websiteler açtık. Websitelerimizden gerekli bilgileri öğrenebilirsiniz. Daha fazla soru sormanız sizi tatmin etmez ve sizin ihtiyacınız olan harekete geçmektir. Bir şey yapma niyetinde değilseniz ve gayretiniz yoksa soru sorup durmanızın da bir anlamı yoktur. Bu konuların takıntı ile bir alakası yoktur. Cahillik ile bilinçli olma arasındaki fark ortaya çıkıyor. Cahil insan bilgi olmadan ve yaşamın çeşitli olumsuzluklarına karşı tedbir almadan yaşıyor ama büyük afetler olduğunda "hazırlıksız yakalandık" deyip işin içinden çıkmaya çalışıyor. O öyle değil.. "Akılsız, cahil, umursamaz, keyfine düşkün yakalandın" demek daha doğru olur. Türkiye birçok afet bakımından zaten tehlikeli bir coğrafya üzerinde. Tedbir üzere hiçbir şey yapmayan insan elbette ki belayı kendisi davet ediyordur. Biz takıntılı insanlar değiliz, akıllı ve tedbirli insanlarız. Yabancıların bir sözü var: "Çoğu zaman tedbir üzere takıntılı olanlar hayatta kalır." Başkasının ağzına bakarak iş yapılmaz. İnsanların kendine aklı yok ki başkasına akıl versin. Adam 18 yıllık eğitim hayatında fazla fazla 400 kitap okuyor ve 20000 kavram öğreniyor. Ortalama bir maymun da o kadar bilgeliğe sahip. Onlar yaşamı tecrübe ederek o bilgeliği kazanıyor. Normalde bir insanın en az 20000 kitap okuması ve en az 4 milyon kavram öğrenmesi gerekir. Ki bu da insana ortalama 100 zeka puanı kazandırır. Kendini geliştirmiş bir insan kendini geliştirmemiş bir insana bir konudan bahsedince gelişmemiş insan neye uğradığını şaşırıyor ve ötekine saldırıyor, aşağılamada bulunuyor, moral ve motivasyon olarak onu aşağı çekmeye çalışıyor, boşverciliğe itiyor. Bilgi, zeka, akıl, analiz etme, samimi din anlayışı bulunmadığı için insanlar maalesef umursama kalıyorlar.

1. İnsanların ne yapacakları konusunda tavsiye vermiyorum. Genel olarak durumu izah ediyorum. Kişisel tavsiye vermek bizi zora sokar. "Şu şehirden ayrıl, buraya yerleş" gibi bir şey diyemem. Herkesin maddi ve manevi koşulları farklıdır. Her insanın yaşayabileceği tecrübeler de farklıdır. Bir insan kolaylıkla yer değiştirip adapte olur ama bir başkası için ölüm gibidir. Her insan kendi sorumluluğunu kendisi almak ve kendi kararlarını kendisi vermek zorundadır.


2. İstanbul'un ve diğer kıyı şehirlerinin bir geleceği yok. Buraların nereleri daha güvenli? Hiçbir yeri. Tamamen sular altında kalıyorlar ve Büyük İstanbul Depremi'nde İstanbul'un neredeyse tamamı yıkılıyor. Birçok kıyı şehri için de aynı durum geçerlidir.


3. Kitabımla ilgili bilgiler www.kurtulusrehberi.com adresinde bulunuyor. Bu website kitabımın tanıtımı için açıldı.


4. Oba konusu Hazırlıkçılar için özel bir oluşumdur ve bizim kişisel hareket planımızdır. Bize yakın olan ve bizim gibi düşünen insanları obalara alıyoruz. Tabi ki maddi ve manevi bazı şartları var. 


5. Nibiru'nun çıkış alametlerinin çoğu tamamlandı ancak kesin tarih vermek müneccimliğe girer. İnsanlara "şu zaman olacak" dediğinizde takibini yapıp her şeyi başımıza kakıyorlar. Ay Takvimine göre Eylül ayında Ramazan ayı başlıyor. Biz tedbiren bu ay içerisinde Nibiru'nun sayhasını duyabilir diye hazır olacağız. Sayha yani gürültü duyulduğunda yapılması gerekenler var. Onları da Youtube videolarımda anlattım. Nibiru'nun çıkışı ile ilgili Hz.Ali'nin El Beyan Hutbesinde ve El Fitten kitabındaki Hadislerde bilgiler var. Onların orjinallerini bulup websitemin blog alanında paylaştım. 


6. Yayın çalışmalarım ve obalar ile ilgili bilgiler www.atalaryolu.com websitesinde bulunmaktadır. Sayfalarda yeterince bilgi bulunmaktadır. Bir dizüstü veya masaüstü bilgisayar ile websiteye bakarsanız daha iyi görürsünüz.

Tedbir ve hazırlık ile ilgili konular hayati önem taşıyor. Şu anda bu sadece ölüm kalım konusu değil imanını da kurtarma meselesi. Çünkü insanoğlu bilerek ya da bilmeyerek yoldan çıktı. Adama "şu faiz" diyoruz, adam bize "falanca hoca değil dedi, biz de afiyetle yiyoruz" diyor. Bu adam bir de sözde dindar.. Ama belki de farkında olmadan cehennemlik. İmanını kurtarabilmesi belki de Mehdi ile birlikte mücadelesine bağlı. Yahudiler sahte mehdiler çıkartmaya hazırlanıyor. İyi bir rehberi ve lideri olmayan insan önüne konulan yemi de yutar. Bizim hazırlık sürecimizle birlikte Ahir Zaman ilmini öğrenmek gerekiyor ve insanın da kendine çeki düzen vermesi.. Yoksa iş sadece hazırlık değil, imanını da kurtarma meselesidir. Bilinçlenen insan hem kendine çeki düzen veriyor ve hem de bir sonraki aşamaya geçip Mehdi'ye destek vermek üzere gayrete geliyor. İnsanın kendi başına veya akılsız güruhun arasında bütün bunlara, hele ki böyle bir ülkede, çözüm bulabilmesi zor. Her şeyin birbirine girdiği bir zamanda doğru bilgiye ulaşmak daha da zor.

Birçok trol ve akılsız insan bizim sosyal medyadaki paylaşımlarımıza olumsuz yorumlar yapıyorlar ve bizi kötülemeye çalışıyorlar. Defalarca kere söylememize rağmen aldırış etmiyorlar. Kimse sizi sosyal medya alanlarımızda zorla burada tutmuyor. Biz kendi ilgi alanlarımıza göre yayınlar yapıyoruz. Bunlara cevap vermeyince bir sürü akılsız koyunda bunların peşine takılıyor. Kitlesel halde bize düşmanlık beslemeye başlıyorlar. Sanki biz "her şey şahane" desek her şey öyle olacak.. Ne akıl, ne zeka, ne bilgelik kırıntısı göstermeyen tipler. Birisi demiş ya "bir adama bakarım adam mı diye, bir de lafa bakarım laf mı diye".. İnsanlar akılsızlıkta hemen kümeleşiyorlar ama akıllı bir şeyler olunca da hemen onu baltalamaya çalışıyorlar. O yüzden insanlar üzerine helak vacip hale geliyor. İnsan, kendi belasını kendisi meydana getiriyor. Bir şeyler öğrenmek istiyorsan kalırsın, istemiyorsan çeşitli Küreselci sosyal ağları ve tv kanalları var.. Oralarda her gün uçuyor insanlar. Git, oralarda takıl. Bizim alanlarımız belirli bir zeka seviyesinde ve öğrenme isteğinde olanların yeri. Kimin öleceği kimin kalacağı bizi ilgilendirmiyor ya da insanların kişisel hezeyanları.. Daha ne yaptığımızı anlamamış insanların saçma sapan yorumlarına ihtiyaç yok. Birazcık akıl, birazcık düzen, birazcık gelişme olsun.. Kendinizi aşağı çekiyorsunuz bari bırakın başkaları da sizinle birlikte yuvarlanıp gitmesin. Kendine aklı yok, başkasının dengesini bozayım diye uğraşıyor. Başkaları gibi atıp tutsam sorun olmaz. "Mars Venüs'e küstü.. Gelecek hafta hepinizin ebesini öpecekler" desem binlerce kişi ayıla bayıla izler. Ya da borsa tüyosu versem.. Dünyalık işlere herkesin hem kafası basıyor ve hem de parası yetiyor. İş daha ciddi konulara gelince tırt.. Kızınca da kızdı oluyor. Bir halttan anlamıyorsan ve kendini de önemsemiyorsan git göbek atan amcaları seyret. Seni zorla burada tutan mı var? Bakıyorsun isim değiştirip geliyorlar ve yine takip ediyorlar. Madem sevmiyorsun bu konuları, at sineği gibi niye dönüp duruyorsun? Git işine bak! Ömründe hiçbir ciddi şeyle ilgilenmemiş kişilere bizim anlatımlarımız zor geliyor. Senin ömrün çöpe gitmiş, farkında değilsin. Kalkmışsın böyle hayati bir konuda yorum yapıyorsun. Birazcık edep, birazcık haya, birazcık onur lazım insana.. Bu kadar boş olunmaz ki! Boş teneke gibi tıkırtı çıkartan insanın kendisine faydası yok ve bir de o tıkırtıyla oynamaya çalışan insanın da kimseye faydası yok. Maalesef insanımız gelişmeye niyeti bile olmayan sınıfında.. Lafa gelince "çağdaşlık, ileri gitme, gelişim, inovasyon, vs." derler.. Sen acaba o kelimelerin ne anlama geldiğini ve o kelimelerin gereği adına ne yapman gerektiğini biliyor musun? Ezberden konuşmak marifet değil.

Sen kendi hayatını bile ciddiye almıyorsun ve küresel çapta büyük bir sürece hazırlık yapmıyorsun, başkasına ne hayrın dokunacak? Yani o afetler geçtikten sonra kime ne faydan olacak? Tabi ki kendin de dediğin gibi "yaşasam ne olur, ölsem ne olur".. Ölümü kurtuluş olarak görüyorlar bir de.. Zannedersin ki ölür ölmez cennete gidecek! Anca bahanelerin ve mazeretlerin arkasına sığının durun. Siz sadece kendi yakınlarınızla bu sınavı veriyorsunuz, ben hem kendi iç dünyamla, hem kendi çevremle, hem milletin geneliyle ve hem de 3 tane toplum ile veriyorum sınavı.. Gelip bir de utanmadan bana dert yanıyorsunuz: "Ama ailem beni dinlemiyor ki..." Demek ki akılsız bir ailen var. Aileni yetiştirmek ve geliştirmek adına hiçbir şey yapmamışsın. Sadece bu konuda değil, birçok ciddi konuda insanlar ve aileler aynı umursamaz tavır içindeler. Sadece kişisel çıkarları söz konusu olduğunda biraz hareketleniyorlar. Onda da sosyal ağlarda sitem etme kolayına kaçıyorlar. Tarık Yıldızı meydana çıkıp ta her şeyi birbirine geçirdiği zaman göreceğim ben o kişileri ve aileleri.. O zaman da "ne güzel yapmışız umursamamakla, bak güzel ölüp gidiyoruz" diyebilecekler mi? Yoksa o dehşet manzaralar karşısında eriyip gidecekler ve nedamet içinde mi kalacaklar?

Okul okumak, eğer iyi bir eğitim sistemi varsa, kaba cehaletin % 1'ini alır ancak insana kültür ve bilinç sağlamaz. Milli, manevi ve dini değerliğ, kültürü, zihniyeti, töreyi, yaşama biçimini, örfü, ülküleri ve menfaati öğrenip yaşamın merkezine koymakla birlikte okulda ve okulun dışındaki zamanlarda okunan, araştırılan, sorgulanan bilgiler sizi kemalat yoluna sokar. Nefs terbiyesi ile birlikte bütün bunlar size bir "doğru ile yanlış akıl süzgeci" kazandırır. Siz o süzgeçten geçebilen doğrularla amel etmeye başlarsınız ve akıl sahibi olursunuz. Doğru ile yanlışı, doğru bilgi ile yanlış / zararlı bilgiyi, dost ile düşmanı ayırt etme kabiliyeti edinirsiniz. Bunlar yoksa isterseniz 100 tane üniversite bitirin ve 50 tane de yüksek lisans tamamlayın, zır cahil olarak kalırsınız. Okul okumak size meslek ve iş kazandırabilir ancak olgunluk kazandırmaz. Nice insan vardır ki koca ömrünü şişinmekle geçirir ama bomboş bir hayat yaşar. Onlar ölüp gittiğinde dünya rahatlar. Halbuki onlar "biz bu dünyadan göçtüğümüzde dünya yıkılır" gözüyle bakarlar. Bir de ince cehalet vardır ki onu gidermek için gerçek bir bilge ile yıllarınızı geçirmeniz gerekir. Tek başınıza onu giderebilmeniz mümkün olmaz. İnce cehaleti gideremeyen bir insanın da manevi şahsiyeti oluşmaz. Sadece faydalı kitapları okuarak ve bunu sürekli yaparak zeka seviyenizi yükseltebilirsiniz. Zeka; karşılaşılan zorluklara karşı pratik çözümler üretebilme kabiliyetidir. Akıl ile zeka farklıdır. Çok kitap okuyarak ikisi de gelişmez. Faydalı ve bilinç geliştiren kitaplar okuyarak, bunlar üzerine araştırmalar yaparak ve tefekkür ederek akıl ve zeka geliştirilir.

Benimle ve yaptığım çalışmalarla dalga geçen insanlar var. Sanki kendilerinin bu dünyaya çok bir faydaları varmış gibi kibir, kıskançlık ve haset içerisindeler. Karşısındaki insanı küçümseyince kendilerini yüce bir şahsiyet zannediyorlar. Hiçbir sorgulama yapmadan ve "bunların içinde ne var" demeden ve dahi bin yıldır atalarımızın savaştığı yapıları bile dost sanarak sıvıları 3'er 5'er olan akılsızlardan kime ne fayda gelir? Kendilerine faydaları olmamış ki.. Düşünmekten bile acizler, başkaları nasıl olsa düşünüyordur diyerek sınırsız bir güven duydular. Birkaç yıl içerisinde bir çoğunu öteye uğurladık, bir çoğu sürekli hasta, bir çoğu da düşünme ve konsantrasyon yetisini yitirdi. Kendi kendini harcayan insanların bizim kıymetli çalışmalarımızı takdir etmesini bekleyemeyiz. Onlar anca kafirleri ve kafirlerin ülkelerine gidip kendi çıkarına hizmet edenleri beğenirler. Kendi içlerinden bir insan başarılı olduğunda çekemezler ve beğenmezler. Zaten bizim onların beğenmelerine ihtiyacımız yoktur. Biz çalışmalarımızı birileri beğensin diye yapmıyoruz. Akıl ve vicdan sahibi nice dostumuz var ki onlar bizi takdir ediyorlar. Her insanı ciddiye almamız beklenmemelidir. İnsan sıfatında nice şeytanlaşmış ruh aramızda gezmektedir. Onlar milletinin, ülkesinin, dininin fenalığını düşünürler ve çıkarları için bütün değerlerini bir çırpıda satarlar. Kötülerle birlik olduklarında kötülerin onları seveceğini ve koruyacağını zannederler. Halbuki onlar sadece kötü emeller için maşa olurlar. 

Ne demişti Neyzen Tevfik? "Geldikleri gibi gitmediler; kimi itini bıraktı, kimi bitini, kimi de piçini bıraktı!.. Yoksa bu kadar şerefsizin bizden olması mümkün değil!" 

Onlar kendileriyle dalga geçsin. Hz.Nuh (as) ile de dalga geçmişlerdi. Şimdi kim nerede bir bakın bakalım. İnsanlar peygamberleri ve evliyaları bile alay konusu yaptılar. Beni de yapıyorlarsa benim için onurdur ve doğru yolda olduğumun ispatıdır. Geri zekalılar anlamadıkları konularla alay ederler. Ömürlerinde hiç kitap okumamış ve mal mal gezmiş insanların bizim kıymetli eserlerimizi ve eşsiz çalışmalarımızı anlamalarını bekleyemeyiz. Siz de bence arkadaş çevrenizi değiştirin. Onlar sizin de aklınızı aşağı çekerler.

Günümüzde Kuran ile, Peygamber (ASM) ile, Hadislerle, Türklük ile, Töre ile, milli değerler ile alay eden insan sayısı aldı başını gidiyor. Bunlara sahip çıkan sayısı o kadar az ki.. İnsanlık cehenneme koşuyor ama kendini cennetlik sanıyor. O yüzden "kurt kurt ile, it it ile, karga karga ile dolaşır" sözünü unutmayın. Herkesi adam yerine koymayın ve herkesin sözünü de alıp itibarlı hale getirmeyin. Aksi halde siz de itibarsızlaşırsınız. Hz.Muhammed (ASM) "bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" demiş. Gerisi sizin bileceğiniz iş.. Siz kalbi ve aklı çöplük olan birileriyle arkadaşlık yapıyorsanız siz de onlara benzersiniz. Nitekim sosyologların ve psikologların kanaatidir ki; siz çevrenizdeki 5 kişinin ortalaması bir insansınız. Kendinizi iyi, müspet, akıllı, kültürlü, bilinçli insanlarla yoldaş olmaya verin ki gelişiminiz kötüye gitmesin. Kendinizi ahmaklar sınıfında bulursunuz ve en sık kullandığını 3 kelime şunlar oluverir: "Kandırıldım, aldatıldım, kullanıldım". Nice insan var ki son derece salak olduğu halde kendilerini dev aynasında görürler. O aynayı onların eline verenlerin kim olduğuna bakın ve şişinen kişilerin nasıl kullanıldığını anlayın.

Çağdaşlık, Vahhabi İslam'ı, Tek Dünya Dini anlayışı gibi çeşitli bozuk akımlara kendini kaptırmış bir sürü insan var. Bazıları Kuran'ın değiştirildiğini, bazıları Hadislerin geçersiz olduğunu, bazıları Mezheplerin olmadığını, bazıları dinin başka bölümlerinin geçerli olmadığını iddia ediyor. İşine gelmeyen dini ahkamları reddediyor. Aynı şey milli ve manevi değerler için de yapılıyor. Böyle insanların ne Türklüğü ve ne de İslamiyet'e bağlılıkları yoktur. Hatta yaptıkları şey akılsızlığın da ötesinde imanın şartlarını inkar ve küfürdür. Siz de onlarla aynı safta duruyorsanız siz de onlarla aynı değerdesiniz demektir. Onların boş laflarına itibar ediyorsanız siz de aynı inançsızlığı ve akılsızlığı paylaşıyorsunuz demektir. Sırf tanıyorsunuz diye akılsız insanların laflarına itibar edip bizim hakkımızda önyargılı, saygısızca, iftira niteliğinde, alakasızca yaptıkları sözleri alıp bize getiriyorsanız biz de sizi kendi alanlarımızda engelleriz. Dikkatli olun. Bizi demoralize etmeye çalışmayın. Sizin ne yapmaya çalıştığınızın da farkındayız. Tolerans tanıyorsak bu uzun sürmez. Beğenmiyorsanız bizi takip etmezsiniz ve hatta engellersiniz. Herkes rahat eder. Sizin bizim sosyal medya alanlarımızda yazdıklarınızın bir önemi yoktur. Sizi engellediğimiz anda yazdığınız her şey de siliniyor. Yani boşuna saçma sapan uğraşlara girişmeyin.

Bu zamana kadar çalışmalarımla ilgili bilgilendirmeler yaptım. Samimi ve dost olan kişilerle bir yoldaşlık başlattık. Nice insan var ki sağ olsunlar, bizi desteklediler. 30 yıl önce de bu ülkeden çekip gidebilirdim. 40 yaşımdaki değişimden önce de uluslararası ticaret alanında faaliyetler sürdürebilirdim. 40 yaşımdan sonra gelen imkanlar zaten eşsizdi. Ama her şeyin birbirine girmeye başladığı bir zamanda başta kendi çevremi ve sonra milletimin aklı başında bir kesimini bilgilendirmek ve hazırlamak için çaba göstermeye karar verdim. Rahatı tercih etmedim. 22 yılım günde 2 saat uykuyla ve mücadele ile geçti. Son 10 yılım da yine sabahlara kadar çalışmakla. Çünkü ahir zamandayız ve her şey birbirine giriyor. Başkaları keyfine bakarken ben hep mücadele içerisindeydim. Gece ve gündüz. Derdim yoktu dert sahibi oldum.

 

Allah ömür verdiği müddetçe bana güvenen dostlarıma desteğimi sürdüreceğim İnşallah. Yayınlarım ve çalışmalarım ile ilgili duyuruları ve paylaşımları 24 Haziran 2024 tarihinde bitireceğim. Bu tarihin benim açımdan büyük önemi var. Yıllardır bu tarihi bekliyorum. Bütün yayınlarımı ve çalışmalarımı yurtdışındaki yardımcılarıma devredip bu ülkedeki paylaşımları sona erdireceğim. Nibiru ve diğer ilgi alanlarımla ilgili güncel paylaşımlara devam ederim. Duruma göre bakacağız. Belki de bu yıl Nibiru "selamun aleyküm" der Eylül ayında.. Bu yaz çok kritik bizim için. Biz inananlarla yola çıkması istedik, ikna edilmek isteyenlerle değil. Benim kadar çok paylaşım yapan başka kimse yok ve benim kadar uğraşılan başka kimse de yok. Küreselciler bir yandan kendi milletim öte yandan.. Zaten artık yoruldum. Mayıs ayında DSÖ Anayasası kabul görüşmeleri var. Bu ülkedeki vazifemi çoktan tamamladım. Takdir eden dostlarımız olmasaydı hiç uğraşmazdım. Bu ülkede istediğim seviyede olmasa da 44 ülkede pek çok kişiye ulaşabildik. Yaptığım bütün paylaşımların bilimsel ve dini ilimlere dayalı kaynakları oldu. Obalarla ilgili son kez Telegram grubumda ve Facebook'ta paylaşımlar yaptım. Bundan sonra websitelerimizden de bilgi edinebilirsiniz. Websitelerimizde çok sayıda bilgi var. Özellikle blog alanında.. Kitap edinmek isteyenler de acele etsin, onun da bir sonraki baskısına izin vermeyeceğim.

 

İsteyen istediğine inanabilir. Ancak bana gelip te garip gureba düşüncelerini kimse aktarmasın. Siz tek kendi çevrenizle uğraşıyor olabilirsiniz ama ben hem kendi iç dünyamla (bunca uğraşa değer mi diye), hem kendi çevremle ve hem de 3 tane toplumla uğraşıyorum. Sizin sıkıntınız benimkinin yanında devede pire bile değil. İstediğim tek şey birazcık "SAYGI". Kendi çevremdeki insanlarla konuşurken "ben" demeye bile haya eden bir insanım. Ama insanların ekseriyeti öyle fena olmuşlar ve öyle kolay insan harcıyorlar ki kendimizi nasıl ifade edeceğimizi bilmiyoruz. Kendi toplumlarımda gördüğüm saygıyı görseniz ağzınız açık kalır. Ama maalesef görgüsüz çok insan var. Tabi o da bir yere kadar çekilir. Bize önyargılarıyla yaklaşan ve bizi anlamadan kafasında yorumlayan çok insan var. Kulaktan dolma bilgilerle de bizi yargılayanlar var. Farklı kötü niyetlerle gelip bize saldıranlar var. Demek ki bir yerde artık noktayı koymak gerekiyormuş. Anlayan anladı, anlamayan anlamadı. Öteki tarafta artık anlatırlar.

Milletimi, ülkemi, siyasetten bağımsız devletimi, değerlerimi, töremi çok seven bir insan olarak çok mücadele verdim. Bunları da birileri takdir etsin diye değil Allah ve atalarım takdir etsin diye yaptım. Dualarında bize de yer veren kardeşlerimiz zaten bizim en büyük kazancımızdır. Türkçü ve Müslüman bir insan olarak hiçbir zaman kafatası milliyetçiliği yapmadım. Bana ve değerlerime saygı gösteren herkese ben de aynı nezaketi ve hatta fazlasını gösterdim. Kardeş olarak gelene kollarımı açtım. Samimiyetle geleni geri çevirmedim. Zira insanlar ruhlar aleminde birbiri ile karşılaşmadan bu dünyada bir araya gelmezler. Birisi bizim yanımıza gelmişse onu Allah göndermiştir. Herkese güzel ve mutlu bir yaşam dilerim.

bottom of page